« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Siyaset sarmış dört bir yanımı...

İsmet Berkan, 21 Şub 2010

SONRAKİ YAZI

BU VATAN KİMİN?

Mehmet Tezkan, 21 Şub 2010

21 Şub

2010

Erzincan gerçeği

Tufan Türenç 21 Şubat 2010

ERZİNCAN Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner fincancı katırlarını iki kez ürküttüğü için iktidarın ve yandaşlarının hedefi olmuştur.

Birincisi şudur:

İliç İlçesi’ndeki altın madeni ile ilgili tutumu...

Bu madenin sahibi bir Amerikan şirketidir.

AKP’ye yakın olan bazı kişiler bu şirkete ortaktır.

İliç Adliyesi’nde bu madenle ilgili bir soruşturma yürütülmektedir.

O sırada ilçeye genç bir savcı atanır.

Başsavcı Cihaner, genç savcıyı maden konusunda dikkatli olması için uyarır.

Ancak kısa zamanda genç savcı etki altına alınır.

Bunu gören Başsavcı devreye girer.

Bunun üzerine Adalet Bakanlığı olaya el koyar ve dosyayı Başsavcı’dan ister. Cihaner dosyayı hızla tamamlayarak bakanlığa gönderir.

Dosya Amerikan şirketini ve ortaklarını çok rahatsız eder.

* * *

İkinci olay da Başsavcı Cihaner’in İsmailağa cemaati ile ilgili başlattığı soruşturmadır.

Bu soruşturma yine Ankara’yı rahatsız etmiş, o sırada başbakan yardımcısı olan Cemil Çiçek’in Başsavcı’yı telefonla uyardığı basına da yansımıştır.

Çiçek’ten sonra bakanlık da savcıya soruşturmayı durdurması için baskı yapmıştır.

Kendisine yapılan uyarıları dinlemeyen Başsavcı’nın İsmailağa cemaati konusundaki soruşturma gerekçesi ‘okul öncesi çocuklara yasadışı dini eğitim vermek, para toplamak için suç örgütü oluşturmak’tır.

Soruşturma sürerken İsmailağa cemaati hakkında imzasız bir ihbar mektubu ortaya çıkar.

Mektupta İsmailağa cemaatinin silah ve şiddet kullandığı iddia edilir.

Bunun üzerine Erzurum özel yetkili Başsavcısı Osman Şanal, Erzincan’daki cemaat soruşturmasına kendi yetki alanına girdiği gerekçesiyle el koyar.

Bu gelişme üzerine şüpheli cemaat üyeleri bayram ederler.

Bu sırada ikinci imzasız ihbar mektubu gelir.

Bu mektupta, Başsavcı Cihaner’in üniversiteli genç kızlar ve Rus hayat kadınlarıyla ilişkiye girdiği, Yargıtay’da iş takip ettiği, lojmanların bahçesine kameriye yaptırarak çevreyi kötüleştirdiği iddia edilir.

Bu iddialar nedeniyle Adalet Bakanlığı soruşturma açar.

* * *

Soruşturma üzerine Başsavcı hakkında dava açılır.

Daha sonra Başsavcı’nın makamı ve evi basılır ve saatlerce arama yapılır.

Başsavcı gözaltına alınarak Erzurum’a götürülür.
Daha önce yazılmış senaryo sahneye konur ve savcı saatlerce sorgulanır.

Sabaha karşı tutuklanma istemiyle mahkemeye gönderilir ve tutuklanarak cezaevine kapatılır.

İddia edilen suç, Ergenekon terör örgütüne üye olmak, resmi evrakta sahtecilik, iftira ve tehdit...

Oysa yasalara göre birinci sınıf yargıçların Yargıtay’da yargılanmaları gerekir.

Ama Erzurum yetkili başsavcısı bu yasayı dikkate almayarak görev ve yetki aşımında bulunur ve Cihaner’i tutuklatır.

İşin en dramatik yanı da şu:

Cihaner genç bir savcıyken, herkesin ödünün koptuğu bir dönemde Şırnak’ta, Türkiye’de ilk kez faili meçhul cinayetlerin ve JİTEM’in üzerine gidiyor.

Bugün ise Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçundan cezaevine kapatılıyor.

İktidar ve yandaşlarının anlattığı bütün masallar kafanızı karıştırmasın, olay özetle böyledir.

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

09 Haz 2017

Bu sözler 28 Mayıs 2017 Pazar günü saat 13.00’de Sancak Dostları Vakfı’nda “Yeni Ufuk Dergisinin” Ankara da ki temsilcileri üniversiteli genç kardeşlerimizle birlikte dinlediğimiz değerli ilahiyatçı Prof.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 May 2017

Nurullah KAPLAN

20 Mar 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 23,69 M - Bugün : 30454