« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ DESTAN

BASAT’IN TEPEGÖZÜ ÖLDÜRDÜĞÜ DESTAN

, 05 Haz 2007

SONRAKİ DESTAN

KANGLI KOCA OĞLU KAN TURALI DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY

, 22 May 2007

29 May

2007

UŞUN KOCA OĞLU SEGREK DESTANINI BEYAN EDER

29 Mayıs 2007

OĞUZ zamanında Usun Koca derler bir kişi var idi, ömründe
iki oğlu var idi. Büyük oğlunun adı Eğrek idi. Cesur, deli, güzel yiğit idi.
Bayındır Han'ın sohbetine ne zaman istese getirdi. Beyler beyi olan Kazan'ın
divanında buna hiç kapı baca yoklu. Beyleri çiğneyip Kazan'ın önünde otururdu.
Kimseye iltifat eylemezdi.



Meğer hanım gene bir gün beyleri çiğneyip oturunca. Ters Uzamış derlerdi Oğuz'da
bir yiğit var idi, der: Bre Usun Koca oğlu bu oturan beyler her biri oturduğu
yeri kılıcı ile, ekmeği ile almıştır, bre sen baş mı kestin kan mı döktün, aç mı
doyurdun, çıplak mı donattın dedi. Egrek der: Bre Ters Uzamış baş kesip kan
dökmek hüner midir dedi. Der: Evet hünerdir ya! Ters Uzamış'ın sözü Egreğe tesir
etti. Kalktı Kazan Bey'den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı toplandı.
Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına cem oldu.



Meyhanede beş gün yeme içme oldu. Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz'e
kadar olan memleketleri yağmaladı. Sayısız ganimet alındı.



Yolu Alınca Kalesine uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı.
Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşan bu avluya doldurup Oğuz
yiğitlerine bunu tuzak yapmıştı. Usun Koca oğlunun yolu bu koruya uğradı.
Korunun kapısını ufattılar. Yabanî geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler.
Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar.



Meğer Kara Tekür'ün casusu var idi, bunları gördü, gelip der: Bre Oğuz'dan bir
bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp
giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz dedi.



Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler.
Eğreği tuttular. Alınca Kalesinde zindana attılar.



Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti, kudretli Oğuz
ellerine haber vardı. Usun Koca'nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer
kızı gelini ak çıkarıp kara giydi. Usun Koca oğul oğul diye akça yüzlü anası ile
ağlaştılar sızlaştılar.



Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Usun Koca'nın küçük oğlu
Segrek iyi, cesur, alp, deli yiğit oldu. Bir gün yolu bir düğün derneğe uğradı.
Kondular, yemek içmek ettiler.



Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla
kavga ediyor. Bre noldunuz diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski
dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. Biri der: Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez
mi, bize niye vuruyorsun, hünerin var ise kardeşin Alınca Kalesi'nde esirdir,
var onu kurtar

dedi. Segrek dedi: Bre kardeşimin adı nedir? Dedi: Egrek'tir. şimdi Egreğe
Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz'da durmam,
karanlıklı gözümün aydını kardeş diye ağladı.

İçeri sohbete girdi müsaade istedi, beyler hoşça kalın dedi.



Atını çektiler bindi. Koşturdu anasının evine geldi. Alından indi anasının
ağzını aradı. Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Kalkıp ana yerimden doğruldum

Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim

Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım

Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım

Yemek içmek arasında

Ak boz atlı bir haberci geldi

Çok zamanmış Egrek derler bir yiğit esirmiş

Kadir Tanrı yol vermiş çıkıp gelmiş

Büyük Küçük kalmadı o yiğide karşı gitti

Ana ben de varayım mı ne dersin



dedi. Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :

Der:



Ağzın için öleyim oğul

Dilin için öleyim oğul

Karşı yatan kara dağın

Yıkılmıştı yüceldi ahir

Akıntılı güzel suyun

Çekilmişti çağladı ahir

Koca ağaçta dal budağın

Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir

Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var

O yiğide yetiştiğinde

Ak boz atın üzerindin yere in

El bağlayıp o yiğide selam ver

Elini öpüp boynunu kucakla

Kara dağımın yükseği kardeş de

Ne duruyorsun oğul hoştur



dedi. Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:

Der:



Ana ağzın kurusun

Ana dilin çürüsün

Benim de kardeşim varmış kaygılansam olmaz

Kardeşsiz Oğuzda dursam olmaz

Ana hakkı Tanrı hakkı olmasaydı

Kara çelik öz kılıcımı çekeydim

Birdenbire güzel başını keseydim

Alca kanını yer yüzüne dökeydim

Ana zalim ana



dedi. Babası der: Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil,
başkasıdır, ak sakallı ben babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma dedi.
Oğlan burada söylemiş :

Der:



Üç yüz altmış altı alp ava binse

Kanlı geyik üzerine kavga kopsa

Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur

Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa

Ağlayarak dört yanına bakar olur

Ela gözden acı yaşını döker olur

Ela gözlü oğlunuzu görünceye kadar

Bey baba hatun ana esen kalın



dedi. Baba ana yanlış haberdir, gitme oğul dediler. Oğlan der: Beni yolumdan
ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyimin ölüsünü dirisini
bilmeyince, öldü ise kanını almayınca Oğuz eline gelmem yok dedi.



Baba ana ağlaşıp Kazan'a adam gönderdiler. Oğlan kardeşini andı gider, bize ne
öğüt verirsin dediler. Kazan der: Ayağına at kösteğini vurun dedi. Yavuklusu
vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç
kestirdiler.



Oğlanı gelin odasına koydular. Kız île ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını
çıkardı kız ile kendi arasına koydu. Kız der: Kılıcını gider yiğit, murat ver
murat al, sarılalım dedi. Oğlan der: Bre kavat kızı, ben kılıcıma doğranayım,
okuma sancılayım, oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın, ağabeyimin yüzünü
görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem dedi.



Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Giyimini giydi. Diz bağı,
kol bağı bağladı. Der: Kız sen beni bir yıl bekle, bir yılda gelmezsem iki yıl
bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle, gelmezsem o vakit benim öldüğümü
bilesin, aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi
severse ona var dedi. Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim

Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim

İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim

Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim

Altı yol ayrımına çadır dikeyim

Gelenden gidenden haber sorayım

Hayır haber getirene at elbise vereyim

Kaftanlar giydireyim

Şer haber getirenin başını keseyim

Erkek sineği üzerime kondurmayayım

Murat ver murat al öyle git yiğidim



dedi. Oğlan der: kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok dedi.



Kız der: Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine hayasız gelin desinler, kayın babama,
kayınanama söyleyeyim dedi. Söylemiş :



Babamdan daha iyi kayın baba

Anamdan daha iyi kayın ana

Develerinin erkeği ürktü gider

Deveciler önünü kesti döndüremez

Kara koç aygırın ürktü gider

At çobanları önünü kesti döndüremez

Ağıllarının koçları ürktü gider

Çoban önünü kesti döndüremez

Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider

Akça yüzlü gelinin döndüremez

Size malum olsun





dedi. Baba ana ah ettiler. Yerlerinden kalktılar oğul gitme diyerek, gördüler
çare olmadı. Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem dedi.
Babası anası sür oğul, uğurun açık olsun, sağ esen varıp gelesin geleceğin var
ise dediler. Babasının anasının elini öptü, kara koç atına sıçrayıp bindi.



Geceyi gündüze kattı, at sürdü. Üç gün geceli gündüzlü at koşturdu. Dereşam'ın
kenarından geçti. O kardeşinin tutulduğu koruya geldi. Gördü kî at çobanı
kafirler kısrak güdüyorlar. Kılıç çekip altı kafir tepeledi. Davul çalıp
kısrakları ürküttü getirip o koruya soktu. Geceyi gündüze katmış, üç gün geceli
gündüzlü at koşturmuş yiğit, karanlıklı gözlerini uyku bürümüş yiğit atının
yularını bileğine bağladı, yattı uyudu.



Meğer kafirin casusu var idi. Gelip Tekür'e der: Oğuz'dan bir deli yiğit geldi,
at çobanlarını öldürdü, kısrakları ürküttü getirip koruya soktu. Tekür der:
Silahlı altmış adam seçin, varsınlar, tutup getirsinler dedi.



Altmış silahlı adam seçtiler. Vardılar ansızın altmış demir giyimli kafir
oğlanın üzerine geldiler. Giyim hışırtısından, at kıpırdamasından. Meğer yiğit
aygır binerdi. Hanım at kulağı tetikte olur, çökerek oğlanı uyandırdı. Oğlan
gördü ki bir alay atlı geliyor. Sıçradı Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi.
Atına bindi, kara elbiseli kafire kılıç vurdu, bastı kaleye tıktı. Yine uykusunu
yenemeyip yerine varıp yattı uyudu. Gene atının yularını bileğine geçirdi.



Kafirler, sağ olanları, kaçarak Tekür'e' geldiler. Tekür der: Tu yüz kerre :
AJtmış kişi bir oğlanı tutamadınız dedi. Bu sefer yüz kafir oğlanın üzerine
geldiler. Aygır yine oğlanı uyandırdı. Gördü kafirler saf bağlamış geliyorlar.
Oğlan kalktı atına bindi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kafire kılıç
çaldı, bastı kaleye tıktı. Atını döndürdü, gene konaklama yerine geldi. Uykusunu
yenemedi, tekrar yattı uyudu. Atının yularını yine bileğine geçirdi.



Bu sefer at oğlanın bileğinden boşandı kaçtı, Kafirler yine Tekür'e geldiler.
Tekür der: Bu defa üç yüz varın dedi. Kafirler der: Varmayız, kökümüzü keser,
hepîmizi öldürür dediler. Tekür der: Ya nasıl eylemek gerek, varın o esir yiğidi
çıkarın getirin, tekmeleyenin karnını boynuzlayan yırtar, at verin giyini verin
dedi.



Geldiler Egreğe dediler: Yiğit sana Tekür himmet eyledi, surda bir deli yiğit
yolcunun yola gidenin, çobanın çoluğun ekmeğini alıyor, tut o deliyi oldur, seni
bırakı verelim var git dediler. Pekala dedi.



Egreği zindandan çıkardılar. Saçını sakalını tıraş ettiler. Bir at, bir kılıç
verdiler. Üç yüz kafiri ona arkadaşlığa verdiler. Oğlanın üzerine geldiler.



Üç yüz kafir açıkta durdular. Egrek der: Gelin varalım dedi, tutalım. Kafirler
der: Tekür'den buyruk sana oldu, sen var dediler. Egrek der: İşte uyuyor, gelin
varalım dedi. Kafirler der: Ay ne uyumak, koltuğunun altından bakar, kalkar bize
geniş ovayı dar gösterir dediler. Der: Şimdi ben varayım, elini ayağını
bağlayayım, sonra siz gelirsiniz dedi. Sıçradı kafirler arasından çıktı. At
şurup bu yiğidin üzerine geldi. Atından indi, yularını bir daha iliştirdi. Baktı
gördü ki ayın on dördüne benzer bir güzel ela gözlü genç yiğit boncuk boncuk
terlemiş uyuyor, gelenden gidenden haberi yok. Dolandı başı ucuna geldi. Gördü
ki belinde kopuzu var. Çıkarıp eline aldı söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:


Der:



Kalkıp yerinden doğrulan yiğit

Yelesi kara cins atına sıçrayıp binen

Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aşan

Akıntılı güzel suyu delip geçen

Gurbete gelen yatar mı olur

Benim gibi pazusundan ak ellerini bağlatarak

Domuz damında yatar mı olur

Ak sakallı babasını ak bürçekli anasını

Ağlatarak sızlatır mı olur

Niye yatırıyorsun yiğit

Gafil olma güzel başını kaldır yiğit

Ela gözünü aç yiğit

Kadirin verdiği tatlı canını uyku bürümüş yiğit

Pazusundan kollarını bağlatma

Ak sakallı babanı ihtiyarcık ananı ağlatma

Ne yiğitsin kudretli Oğuz dinden gelen yiğit

Yaradan hakkı için kalkı ver

Dört yanını kafir sardı belli bil



dedi. Oğlan sıçradı kalktı. Kılıcının sapına yapıştı ki bunu vursun. Gördü ki
elinde kopuz var. Der: Bre kafir Dedem Korkut kopuzu hürmetine çalmadım dedî,
eğer elinde kopuz olmasaydı ağabeyimin başı için seni iki parça kılardım dedi.
Çekti kopuzu elinden aldı. Oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :




Sabah erken yerimden kalktığım kardeş için

Ak boz atlar yormuşum kardeş için

Kalenizde esir var mıdır kafir söyle bana

Kara başım kurban olsun kafir sana



dedi. Büyük kardeşi Egrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :



Ağzın için öleyim kardeş

Dilin için öleyim kardeş

Memleketini doğum yerini sorar olsam neresidir

Karanlık gece içinde, yolu kaybetsen ümidin nedir

Büyük sancak tutan hanınız kim

Kavga günü önden at tepen alpınız kim

Yiğit senin baban kim

Alp erin erden adım saklaması ayıp olur

Adın nedir yiğit



dedi. Bir daha söylemiş, der:



Develerimi güdünce devecim misin

Kara koçumu güdünce at çobanım mısın

Ağıllarımı güdünce çobanım mısın

Kulağımda çınlayan naibim misin

Beşikte koyup gittiğim kardeşçiğim misin

Yiğit söyle bana

Kara başım kurban olsun bugün sana



dedi. Segrek burada büyük kardeşine söyledi, der:



Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han

Savaş günü önden at tepen alpımız Salur Kazan

Babamın adını sorarsan Uşun Koca

Benim adımı sorar olsan Şegrek

Kardeşim var imiş adı Egrek



dedi. Bir daha söyledi, der:



Develerini güdünce devecinim

Kara koçunu güdünce at çobanınım

Beşikte koyup gittiğin kardeşinim





dedi. Büyük kardeşi Egrek burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:

Der:



Ağzın için öleyim kardeş

Dilin için öleyim kardeş

Er mi oldun yiğit mi oldun kardeş

Gurbete kardeşini aramağa sen mi geldin kardeş



dedi. İki kardeş kucaklaşa kucaklaşa görüştüler. Egrek küçük kardeşinin boynunu
öptü. Segrek de ağabeyisinin elini öptü. Karşı yakadan kafirler bakışıyorlar.
Derler: Güreştiler galiba, belki bizimki yener dediler. Gördüler ki
kucaklaştılar, görüştüler, cins atlara biniştiler. Kara elbiseli kafire at
sürdüler, kılıç yürüttüler. Kafiri bastılar öldürdüler, kaleye döktüler. Gelip
yine o koruya girdiler kısrakları dışarı çıkardılar. Davul çalıp kısrakları
önlerine kattılar. Dereşam suyunu at tepip geçtiler. Geceyi gündüze kattılar,
Oğuz'un hudut boyuna yetiştiler.



Kanlı kafir elinden kardeşçiğini çekip aldı. Ak sakallı babasına müjdeci
gönderde babam bana karşı gelsin dedi. Uşun Koca'ya haberci geldi. Müjde, gözün
aydın, oğulların ikisi beraber sağ esen geldi dediler. Koca işitip şad oldu.
Gümbür gümbür davullar çalındı. Altın tunç borular öttürüldü. O gün alaca büyük
otağlar dikildi. Artan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kesildi. Koca Bey
oğullarına karşı geldi. Attan indi, oğlanları ile kucaklaşa kucaklaşa görüştü.
İyi misiniz, esen misiniz oğullar dedi. Gölgeliği altınlıca odasına geldiler.
Eğlence, yemek içmek oldu. Büyük oğlana da güzel gelin getirdi. İki kardeş
birbirine sağdıç oldular. Gelin odalarına koşturup indiler, murada maksuda
eriştiler. Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi.

Evvel ahir uzun yaşın ucu ölüm. Ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın.
Günahınızı Muhammet Mustafa'nın yüzü suyuna bağışlasın. Amin diyenler Tanrı'nın
yüzünü görsün hanım hey!...

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

14 Ağu 2017

6 Ağustos Pazar günü `Yeni Ufuk ailesi`nin daveti üzerine Denizli'deydim. Aile diyorum aslında ''Yeni Ufuk'' Denizli'de bir grup fedakar Ülkücü-Milliyetçi üniversiteli gencimizin aylık olarak yayımladığı derginin ve aynı isimle Denizli'de açtıkları bir kitabevinin adıdır.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Ağu 2017

Nurullah KAPLAN

08 Ağu 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 26,02 M - Bugün : 18596