« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Ağırdır: YSK'nın kararı hukuki değil

, 24 Nis 2017

SONRAKİ HABER

Cesur bir yetkili aranıyor

Aydın Engin, 11 Oca 2017

11 Oca

2017

Laiklik ve devlet

Emre Kongar 01 Ocak 1970

Allah gani gani rahmet eylesin, Anayasa Profesörü Bahri Savcı çok iyi bir hoca, çok iyi bir insandı.
Türkiye’yi bugünlere taşıyan 12 Eylül 1980 darbesi, bütün otoriter rejimlerin hayal ettiği gibi, eğitimi ve bu arada üniversiteleri de kendine râm etmek için, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nu kullanarak tasfiyeye giriştiğinde emekliliğine birkaç ay kala, görevinden alınmıştı.

***

Her otoriter rejimin yaptığı gibi, 12 Eylül askeri darbesi de, muhaliflerinisusturmak için bir ideolojik kılıf icat etmişti:
Birbirine ters ideolojileri içerdiği için alay konusu olan “Anarşist, Komünist vede Maoist” etiketi, tasfiye için kullanılıyordu.
Her baskı döneminde olduğu gibi iktidar, “Sayın muhbir vatandaşların” böyle “hainleri” ihbar etmelerini istiyordu. (“Hain” sözcüğünü sevmem ve kullanmam. Sadece o dönemin havasını yansıttığı için mecburen atıf yaptım.)
Her dönemde görülen iktidar borazanı, iki ş ile, “şeddeli”, aşşağılık medya mensupları, askerlerin gözüne girmek için, aydınları, yazarları, üniversite hocalarını ihbar etmeye başlamıştı.
Oysa, anarşi ve terör en çok üniversitelere ve akademisyenlere zarar vermişti:
Öldürülen aydınların önemli bir bölümü, demokrat kimlikli üniversite hocasıydı...
Bunlar kategorik olarak şiddete, anarşiye karşıydılar.
Ama üniversitelerde temizlik yapmak isteyen askeri yönetim 1980 öncesinde ülkeyi pençesine almış olan anarşinin faturasını üniversiteye kesmeye karar vermişti...
Cuntanın lideri Kenan Evren açıkça aydın düşmanlığı yapıyordu. (AzizNesin’le birlikte hazırladığımız “Aydınlar Dilekçesi” serüvenini çok yazdım. Yine yazacağım.)

***

Sevgili hocam Bahri Savcı da işte bu cadı avının bir kurbanıydı.
Kendisini anımsamamın nedeni, son derece zarif bir insan ve değerli bir Anayasa Profesörü olan hocamın laiklik tanımıdır:
“Laiklik, sadece din ile devlet işlerinin ayrılması değildir, din adına insanlara baskı yapılmasını önlemek için devletin aktif olarak görevi vardır” derdi.
Sanıyorum, tarikatlarla ve özellikle de Gülen Cemaati ile işbirliği yapan, Anayasa’ya da zorunlu din dersini sokan 1980 askeri yönetiminin, onu 1402’lik olarak görevden almasının önemli bir nedeni de o dönemde açıkça vurgulayarak dile getirdiği bu laiklik anlayışıydı.

***

Son günlerde, Hürriyet’te Ahmet Hakan’ın Atatürk ve laiklik konusundakiolumlu yorumlarını gördükçe aklıma Sevgili hocam Bahri Savcı ve onun laiklik tanımı geliyor:
Ahmet Hakan haklıdır: Laiklik ilkesi, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde barış içinde birlikte yaşamanın güvencesidir...
Ayrıca çağımızı kana bulayan dincitarikatçı- mezhepçi teröre karşı da enbüyük sığınak, en etkili ilaçtır!
Yeter ki devleti yönetenler, savcılar, yargıçlar, medya mensupları, laiklikilkesinin Anayasamızda yazılı olduğunu...
Laiklik ilkesinin bütün vatandaşların vicdan özgürlüğünü güvence altına aldığını...
Ve laikliği anlatmanın suç olmadığını, tam tersine anarşi ve teröre karşıdemokrasiyi savunmak anlamına geldiğini anımsasınlar!

Yusuf Yılmaz ARAÇ

19 Nis 2017

Bir profesör, “Ankara’da Eski Türk İzleri Salihler Köyü Resimleri ve Yazıtları” başlıklı kitap çıkarmış. 2017 basımı. Özü seksen sayfa. Beş dilde tercüme ve mükerrer resimlerle dörtyüzotuzaltı sayfaya baliğ olmuş.

Efendi BARUTÇU

14 Nis 2017

Nurullah KAPLAN

20 Mar 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 20,96 M - Bugün : 9227