« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

İZZET MOLLA, Keçecizâde (1786-1829)

Naci Okçu, 14 Ağu 2017

SONRAKİ HABER

ENVER PAŞA (1881-1922)

M. Şükrü Hanioğlu, 31 Tem 2017

31 Tem

2017

Kutbüddin RÂZÎ

Hüseyin Sarıoğlu 01 Ocak 1970

Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed er-Râzî et-Tahtânî (ö. 766/1365)

İbn Sînâ geleneğine mensup mantık, felsefe ve din âlimi.

Rey civarındaki Verâmin nahiyesinde doğdu. Tâceddin es-Sübkî yetmiş dört yaşlarında öldüğünü söylediğine göre (Tabakat, IX, 275) 692’de (1293) doğmuş olmalıdır. İsnevî ve muhtemelen ona dayanan Süyûtî ismini Mahmud olarak verirken diğer kaynaklar Muhammed şeklinde kaydeder. Yine İsnevî’nin belirttiğine göre, Dımaşk’ta Râzî gibi Kutbüddin unvanıyla tanınan ve onun ikamet ettiği Zâhiriyye Medresesi’nin üst katında oturan arkadaşından ayırt edilmesi için “Tahtânî” nisbesiyle de anılır (Tabakatü’ş-Şâfi?iyye, I, 322-323). Verâmin’de Allâme el-Hillî’nin Kavâ?idü’l-ahkâm adlı eserini kendisinden okuyup icâzet aldığına dair 3 Şâban 713 (23 Kasım 1313) tarihli kıraat kaydından onun tahsil hayatını önemli ölçüde memleketi olan Rey ve civarında tamamladığı anlaşılmaktadır. Hillî’den başka Adudüddin el-Îcî, Şemseddin el-İsfahânî ve Kutbüddîn-i Şîrâzî’den feyiz alan Râzî öğretim faaliyetine yine Rey bölgesinde başlamış olmalıdır. Nitekim önde gelen talebelerinden Muhammed b. Mübârekşah kendisi Rey’de iken yanında tahsil gördü. Kaynaklara göre Kutbüddin er-Râzî, felsefe alanında rakip saydığı ve bazı konuları tartışmak istediği Sadrüşşerîa Ubeydullah b. Mes‘ûd’un ilmî yeterliliğini anlamak için İbn Mübârekşah’ı Herat’a gönderir. Sadrüşşerîa’nın derslerini bir süre takip eden ve onun İbn Sînâ’nın el-İşârât ve’t-tenbîhât adlı eserini şerhlerine başvurmadan okuttuğunu gören İbn Mübârekşah hocasına yazdığı mektupta Sadrüşşerîa’nın bu alandaki yetkinliğini anlatır. Bunun üzerine Razî kendisiyle tartışmaktan vazgeçer (Taşköprizâde, Miftâhu’s-sa?âde, II, 191-192). Râzî 16 Zilkade 766’da (4 Ağustos 1365) Dımaşk’ta vefat etti ve orada defnedildi.

Hillî’den başka Şiî hocası ve Şehîd-i Evvel’in dışında Şiî talebesi olmadığı, Şîa’ya dair herhangi bir eser yazmadığı halde Şiî kaynakları Kutbüddin er-Râzî’yi Şiî gösterirse de çağdaşı müelliflere göre Şâfiî mezhebindendir. Onun Şâfiî fıkhının temel metinlerinden olan el-Hâvi’s-sagir’e şerh yazmış olması da bunu teyit etmektedir (Hânsârî, VI, 38-48). Râzî başta mantık ve felsefe olmak üzere tefsir, fıkıh, dil ve belâgata dair eser veren seçkin bir şahsiyettir. İbn Mübârekşah’tan başka Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Sa‘deddin et-Teftâzânî, Hacı Paşa gibi Osmanlı ilim ve düşünce hayatı bakımından önemli isimlerin yanı sıra Muhammed b. Ebû Muhammed et-Tebrîzî, Takıyyüddin Abdullah b. Yûsuf ed-Dımaşki, Şehîd-i Evvel olarak bilinen Şemseddin Muhammed b. Mekkî el-Âmilî onun önde gelen talebelerindendir. Tabakat müellifi Sübkî ile tarihçi Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, Râzî ile görüştüklerini belirtmiş ve kendisinden övgüyle söz etmişlerdir (İbn Kadî Şühbe, III, 136). Eserleri üzerine geç dönemlere kadar çok sayıda hâşiye yazılmış olması onun ilim ve düşünce tarihi bakımından önemini göstermektedir.

Eserleri. 1. Tahrîrü’l-kavâ?idi’l-mantıkıyye fî şerhi’r-Risâleti’ş-şemsiyye. Ali b. Ömer el-Kâtibî’nin mantık kitabına şerh olarak kaleme alınmış olan eserin birçok baskısı yapılmıştır (İstanbul 1259, 1281, 1286, 1288, 1318; Kalküta 1815, 1259/ 1842; Hint 1293/1876, 1314/1896; Luknov 1283; Mısır 1293; Kahire 1307, 1325, 1928, 1367). Bu şerhi üzerine Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Sa‘deddin et-Teftâzânî, İsâmüddin el-İsferâyînî (İstanbul 1266), Celâleddin ed-Devvânî (İstanbul 1290, 1292, 1307, 1309; Kahire 1323, 1328), Muhammed b. Ahmed ed-Desûki (Serkîs, I, 876) ve Dede Cöngî (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 33) hâşiye yazmıştır. Ayrıca Cürcânî’nin hâşiyesi üzerine Molla Ali el-Acemî, Kara Dâvud İzmitî (İstanbul 1285), Siyâlkutî ve İmâd b. Yahyâ b. Ali Fârisî (Dersaâdet 1289) birer hâşiye kaleme almış, Abdülhamîd el-Hamdî b. Ömer en-Naîmî el-Harpûtî de Siyâlkutî’nin hâşiyesine hâşiye yazmıştır (İstanbul 1287). 2. Levâmi?u’l-esrâr şerhu Metâli?i’l-envâr. Sirâceddin el-Urmevî’nin kitabının şerhi olan eser birçok defa basılmıştır (Hindistan 1272/1856; İstanbul 1303, 1310; Tahran 1314). Seyyid Şerîf el-Cürcânî ile Sadreddîn-i Şîrâzî’nin eser üzerine yazdıkları hâşiyeler Mîr Gıyâseddin Mansûr tarafından Muhâkemât ?alâ hâşiyetey Şerhi Metâli?i’l-envâr adlı bir çalışmada değerlendirilmiştir (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 79/3; Nuruosmaniye Ktp., nr. 56). Cürcânî’den önce Hacı Paşa’nın bu şerhe dair bir şerh kaleme aldığı bilinmektedir (Taşköprizâde, eş-Şeka?ik, s. 51; DİA, XIV, 493). Ayrıca Ali et-Tûsî, Molla Ali el-Acemî, Molla Lutfi, Molla Şücâ-ı Rûmî ve Molla İbn Şeyh Şebüsterî, Cürcânî’nin hâşiyesi üzerine birer hâşiye yazmışlardır (eş-Şeka?ik, s. 101, 107, 228, 249, 331). 3. er-Risâletü’l-ma?mûle fi’t-tasavvur ve’t-tasdîk. Kavramla önermenin ayrı ayrı bilgi teşkil edip etmediği konusunun ele alındığı risâle, Muhammed Mîr Zâhid el-Herevî’nin Şerh ?ale’r-Risâleti’l-Kutbiyye adlı şerhiyle birlikte basılmış (İstanbul 1310), Mehdî Şerîatî tarafından Molla Sadrâ’nın Risâle fi’t-tasavvur ve’t-tasdîk adlı eseriyle beraber Risâletân fi’t-tasavvur ve’t-tasdîk içinde yayımlanmıştır (Kum 1995). Tahkiku Ma?ne’t-tasavvur ve’t-tasdîk ismiyle basılan metnin de (Tunus 1281) bu risâle olduğu tahmin edilebilir. 4. Tahkiku’l-mahsûrât. Mantık konusunda olup eserde “bütün, hiçbir, bir, bazı” gibi ifadeler içeren önermeler incelenmektedir (İstanbul 1287). 5. Risâle fî tahkiki’l-külliyyât (Süleymaniye Ktp., Kemankeş, nr. 4/341, 29/556, Esad Efendi, nr. 11/37; TSMK, III. Ahmed, nr. 6/3386, Amasya, nr. 7/557).
6. el-Muhâkemât beyne şerhayi’l-İşârât ve’t-tenbîhât. Kutbüddin er-Râzî, bu eseri önce Fahreddin er-Râzî’nin İbn Sînâ’nın el-İşârât ve’t-tenbîhât’ı için yazdığı şerh üzerine hâşiye olarak kaleme almayı düşünürken hocası Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin yönlendirmesiyle bu şerh ile Nasîrüddîn-i Tûsî’nin şerhi arasında bir değerlendirmeye dönüştürmüştür (İstanbul 1290). Mecîd

Hâdîzâde, eserin ilâhiyyât kısmını Mirza Habîbullah el-Fâzıl el-Bağnevî’nin hâşiyesiyle birlikte yayımlamıştır (Tahran 2002). 7. Tuhfetü’l-eşrâf fî şerhi’l-Keşşâf. Zemahşerî’nin ünlü tefsirinin Tâhâ sûresine kadar olan kısmının şerhidir (İstanbul 1259; Kahire 1307, 1325). 8. Şerhu’l-Keşşâf. Aynı eserin Enbiyâ sûresine kadar olan kısmının şerhidir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 621, 622). 9. Şerhu’l-Hâvi’s-sagir. Abdülgaffâr b. Abdülkerîm el-Kazvînî’nin Şâfiî fıkhına dair el-Hâvî fi’l-fürû? adlı eserinin şerhidir (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1/4846). 10. Şerhu Miftâhi’l-?ulûm. Ebû Ya‘kub Sekkâkî’nin Arap grameri ve belâgatına dair eserinin şerhidir (Hediyyetü’l-?ârifîn, II, 163; ayrıca bk. Abdullah Muhammed el-Habeşî, III, 1772).

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

14 Ağu 2017

6 Ağustos Pazar günü `Yeni Ufuk ailesi`nin daveti üzerine Denizli'deydim. Aile diyorum aslında ''Yeni Ufuk'' Denizli'de bir grup fedakar Ülkücü-Milliyetçi üniversiteli gencimizin aylık olarak yayımladığı derginin ve aynı isimle Denizli'de açtıkları bir kitabevinin adıdır.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Ağu 2017

Nurullah KAPLAN

08 Ağu 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 26,06 M - Bugün : 8796