« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Seçimler ve iktidar değişimi

Sadi Somuncuoğlu, 14 May 2018

SONRAKİ HABER

1.7 trilyon dolar! Bu nedir bilir misiniz?

ORHAN BURSALI, 12 Şub 2018

12 Şub

2018

İki farklı konu

ERGİN YILDIZOĞLU 01 Ocak 1970

Birbirinden farklı, ancak güncel ve önemli iki konuya birden değineceğim.

CHP
Yoğun biçimde CHP tartışıyoruz. CHP’ye, liderliğine çok sert eleştiriler de yöneltiliyor. Bu ortamda, Emre Kongar Hocam da çok haklı olarak, “Türkiye’nin asıl sorununun Tek Adam Diktatörlüğü ile Demokratik Rejim arasındaki mücadele olduğu...”nu, “CHP’nin ise bütün bunlara karşı duran ve bunları düzeltebilecek en büyük ve en önemli siyasal örgüt olduğu...”nu anımsatıyor. “Oy vermeyeceğim” demek de tam bir “çocukluk hastalığı...”
Ancak iki konuyu, bu anımsatmaya eklemek gerekir. Birincisi, CHP Ekmeleddin Bey’i aday gösterdiğinde, dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay verdiğinde, koalisyon kurma hakkı kendisine verilmediğinde, referanduma o koşullarda gidilirken de “...bunları düzeltebilecek en büyük ve en önemli siyasal örgüt” idi.
İkincisi, “bunları düzeltebilecek” ifadesi, bir potansiyele ve olasılığa işaret ediyor. CHP bu potansiyeli bugüne kadar, sonuç alan bir pratiğe, olasılığı da gerçekliğe çeviremedi. Bu kronik başarısızlığa imzasını atmış olan liderliğini de değiştiremedi.
Yandaş basının, iki yüzlü yazarları bir yana, CHP’nin potansiyelini, sonuç alan bir pratiğe, temsil ettiği olasılığı da gerçekliğe çevirmesini gerçekten arzulayanların, CHP’yi eleştirmeye, önerilerini sunmaya devam etmesi yanlış değil. CHP liderliğinin de bu eleştirileri, önerileri göz önüne alması, bugüne kadar kendisine bir başarı getirmeyen siyasi taktiklerini gözden geçirmesi gerekiyor.
Şimdi, gündemde, son derece ağır bir internet sansürü yasası var. İktidar, “toplumda konuşulabilir” olanın, diğer bir deyişle “siyasetin alanının” sınırlarını muhalif sesleri dışarda bırakacak yönde, bir kez daha daraltıyor. Gelecek seçimlere, OHAL, YSK, savaş koşullarına ek olarak bir de bu yasanın altında gidilecek gibi görünüyor. “CHP’nin... bütün bunlara karşı duran ve bunları düzeltebilecek en büyük ve en önemli siyasal örgüt olduğunu” kanıtlaması için işte yeni bir fırsat.

Piyasalar sallandı
Uluslararası mali piyasaların 6 yıllık istikrarlı yükseliş eğilimi geçen hafta içinde ABD borsalarından başlayarak kırıldı. Pazartesi kırılma sertleşti, ABD’de Dow Jones, yüzde 4.6 (1715 puan) geriledi, haftalık kaybı yüzde 7’yi geçti. Bu gerileme yüzde olarak 2011’den bu yana en büyük günlük orandı, 1715’te, tarihsel bir rekor. Pazartesi, gerileme Asya borsalarını ortalama yüzde 5-4 düzeyinde, Avrupa borsalarında da yüzde 3’e yaklaşan oranlarda düşüşlerle yayıldığı görülüyordu. Ben salı günü bu yazıyı yazarken Londra’da FT-100’ün haftalık kaybı yüzde 6.9’a ulaşmıştı. VIX (korku) indeksi rekor düzeylere yükselmişti. Sonra indeksler toparlamaya başladı.
Borsalardaki bu kırılmaya ilişkin, The Economist, anlamsız bir “blip” (indekste kısa bir hareket) ile “kitle psikolojisi” arasında gidip gelen yorumunda, “kim bilebilir ki” diyordu. Bloomberg, Financial Times, Wall Street Journal gibi yayınlardaki, daha aklı başında yorumcular, ABD’deki ekonomik büyüme ve olumlu istihdam verilerine bakarak, enflasyonda ve faiz oranlarında artış beklentisine işaret ediyorlar, aynı anda ekonominin sağlam bir zeminde olduğunu vurgulayarak güven tazelemeye çalışıyorlardı. CNBC’de kimi deneyimli yatırımcılar, türev piyasalarındaki riskleri vurguluyorlardı.
Bloomberg’deki şirket borçlarına ilişkin haber, “dünya ekonomisinin zemini” sağlam iddialarını yalanlıyor. Son yıllardaki ucuz, bol kredi olanakları, tüm gelişmiş ülkelerde firmaların zorlanmadan borçlanmasına, kaldıraçlı kredilerle finanse edilen yatırımlara devam etmesine olanak sağlamış, bu arada borçlar birikmeye devam etmişti.
S&P’nin yaptığı bir araştırmaya göre, yüksek oranda kaldıraçlı (borçları gelirlerinden beş kat ve daha fazla büyük olanlar) şirketlerin oranı 2017’de (yüzde 37), mali krizi öncesinde, 2007 (yüzde 32) yılındaki düzeyi geçmiş. S&P bir veya birkaç büyük firmanın borçlarını ödeyemez duruma düşmesiyle yeni bir borç krizinin patlayabileceğini düşünüyor. Mali piyasalarda risk algısını etkilemeye başlayan jeopolitik gelişmeleri de göz önüne alarak sürprizlere hazır olmakta yarar var!

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

21 May 2018

“Onlar, rengârenk kanatlı atlara binecek, kutlu bir çağa gireceklerdi. Delicesine ileri atılıp, şimşek hızıyla uçuyorlardı işte… Gökkuşağının altından geçecekler, dileklerini gerçekleştireceklerdi.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Nis 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Nurullah KAPLAN

01 Oca 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 34,41 M - Bugün : 436