« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Mahmut Şevket Paşa (1856-1913)

, 11 Haz 2018

SONRAKİ HABER

İttifak ittifak büyüyen bir yenilgi bu...

Adnan İslamoğulları, 04 Mar 2018

04 Mar

2018

2019

Adnan İslamoğulları 01 Ocak 1970

Eğer 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa, nasıl bir Türkiye'ye uyanacağımıza dair mebzûl miktarda emâre ortada duruyor. Bırakalım mebzûl miktarda emâreyi bir tarafa, yıllardır bu ülkede olup bitenler, bıkıp usanmadan yazdıklarımız, feverân ettiklerimiz, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için endişelerimiz, korkularımız bir bir hayata geçecek ve Türk milliyetçileri olarak bu ülkede başka başka bâdirelerle kahrolacağız...

Eğer 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa, TBMM'de milletvekili veya bakan olmanın, 23 Nisanlarda (onu da bırakırlarsa) koltuğa oturtulan çocukların tavana bakan şaşkın bakışlarından ve garip sevinçlerine benzer bir göstermelik milletvekilliğinden veya bakanlığından başka bir anlamı kalmayacak...

Eğer 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa, yasama, yürütme ve yargıdan oluşan erklerin bugün fiilî olarak ortaya çıkan anlamsızlığı hukukî bir çerçeveye girecek ve yargıçlar kararlarıyla değil, telkinlerle ya da otokontrolleriyle karar verecekler...

Eğer 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan çok partili hayattan eser kalmayacak, farklı fikirler meclise yansımayacak, temsil edilmeyecek ve bir buçuk partili körün tarifi gibi bir sistemle yönetileceğiz...

Eğer 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa, belki de seçilmiş belediye başkanları değil, atanmış belediye başkanları yönetecek şehirleri...

İşte o zaman, bugünkü gibi lüks tartışmalarımız da olmayacak...

Sosyal medyada ahkâm kesmeye de gerek kalmayacak...

Ne 'Babamızın partisidir, terk etmeyiz' deyip, saçma sapan saplantılarla, içinde bulunarak misyonunu tamamen yitirmiş yapıların gafletine hizmet edecek, ne de kurulan yeni yapıların aksaklıklarıyla yatıp kalkarak, üzerinden nefsimizi tatmin edecek bir zemin bulacağız...

Bugün esen millî rüzgârlar dinecek, bugün kullanılan millî dil değişecek, bugün kurulan iş birlikleri dağılacak, bugün Türk milliyetçilerinin gözüne baka baka söylenen yalanlar tükenecek ve her şey aslına rücû ederek gerçeklere toslayacağız. Yeniden doğru dürüst Fatiha bilmeyenler, yeniden kandan beslenenler, yeniden eşref-i mahlûkatla değil hayvanla gezenler olacağız hep birlikte, ayırım yapılmaksızın...

Cumhuriyetin tüm kazanımları hebâ edilecek fütursuzca...

İttihadçılık yine hakaretlere mâruz kalacak, Enver yine imparatorluğu batıran maceracı olacak, Atatürk yine Mustafa Kemâl olacak ve yine bir gecede okuma yazma bilmeyen bir millete dönüştüren olacak, reklâm araları daha gür seslerle seslendirilecek, Türk ırkı diye bir ırk olmadığı anlatılacak, Türk olmaktan kurtulduk diyenler daha bir cesaretle konuşacak, yeni açılım süreçleri başlayacak, feslisi, sarıklısı, cüppelisi, şalvarlısı cumhuriyetin tüm değerlerinin çanına ot tıkayacak...

İlkokul mezunu bir hocanın(!) ülkeyi getirdiği hâl ortada iken, tüm sınav soruları çalınarak yani kul hakkı yenilerek devlet kadroları ele geçirilmişken, yargı ele geçirilerek TSK'ya kumpaslar kurulmuşken, kozmik odalara girilerek devletin sırları ele geçirilmişken, devletin cemaat, tarikat ya da herhangi bir baskı grubuna, derneğe ya da STK'ya peşkeş çekilmesinin tehlikeleri 15 Temmuz'da acı bir şekilde ortaya çıkmışken, 2019'da mevcut durum devam eder ve fiilî durum hukukî bir hüviyet kazanırsa neler olabileceği kuvvetli ihtimal olarak gözümüzün önünde durup dururken, siyâseten 2019 seçimlerinden başka meselelere takılmak vakit ve enerji kaybından öte bir şey değildir...

Türkiye'yi yakın gelecekte gerçekten bir beka sorunu beklemektedir, yüz yıl arayla yeniden bu topraklarda tutunma mücadelesi beklemektedir...

Bunu aşmanın yolu tahkim edilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemdir ve demokrasidir...

Zaten vâr olan fiilî duruma hukukî bir çerçeve kazandırmak adı altında Başkanlık sistemine evet demek Türkiye'nin geleceğini ipotek altına almaktır, Başkanlık sistemi tepeden tırnağa yüksek riskler barındıran, denetlenemez bir sistemdir ve yaklaşık 150 yıllık anayasa tecrübemizi ve çok partili hayat tecrübemizi hebâ etmektir...

Referandumun en önemli evet propagandası argümanlarından ikisi, terörün ve ülkede koalisyon dönemlerinin bitmesiydi, ikisi de bitmedi ve bugün tek başına iktidar olan AKP, MHP ile koalisyon yapmak zorunda kaldı, yüzde bir bile oyu olmayan BBP ile koalisyon yapmanın eşiğinde, Saadet Partisi'ni koalisyona ikna etmenin derdine düşmüş durumda...

2019 seçimleri, denetlenemeyecek olan Başkanlık sistemi ve parlamenter sistem yani demokrasi arasında geçecektir...

Ya denetlenemeyen başkanlık sistemi ya da demokrasi kazanacaktır...

Oylar ya denetlenemeyen başkanlık sistemine ya da demokrasiye verilecektir...

Gerisi hikâyedir, kurdukları koalisyonun adı ister yerli ve millî olsun, ister ne olursa olsun, gerisi hikâyedir...

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Selçuk Türkoğlu... Ülküdaşım... otuz yıllık arkadaşım… Memleketi Kayseri’den Bursa’ya yüksek tahsil için geldiğinde “teşkilatta” tanışmıştık. O yıllar sol örgütlerin platform adı altında güç birliği yaparak toparlanmaya çalıştıkları dönemlerdi… Türkiye genelinde Görükle, Beytepe ve Odtü kampüsleri eylem için pilot bölgeler olarak seçilmiş, jandarma bölgesi olması hasebiyle polisin müzahir olmadığı, örgütçülerin sempatizanları militanlaştırmak için rahat çalıştıkları alanlardı.

Efendi BARUTÇU

19 Haz 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Nis 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 35,35 M - Bugün : 9375