« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Esat Mahmut Karakurt ( 1902, İstanbul - 1977, İstanbul)

, 16 Tem 2018

SONRAKİ HABER

Ahmet Temir

, 15 Nis 2018

15 Nis

2018

ODTÜ KURUCUSUNU KAYBETTİ

Ahmet Müfit 01 Ocak 1970

1920 yılında Bursa'da doğan, genç cumhuriyetin tüm yurttaşları eşit görüp, gelecek sunan anlayışı doğrultusunda, parasız yatılı olarak Balıkesir Lisesi’nde okuyup, 1943 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olan, Maliye Bakanlığı dâhil birçok makamda ülkeye başarıyla hizmet etmiş bir devlet adamı.

Bilimin yol göstericiliğine inanan, üniversite kurup öğrenciler yetiştiren üretici bir akademisyen. Yok denecek imkânlarla, bozkırda bir bilim yuvası ve başkente nefes aldıracak bir orman yaratmaya kalkışan, kalkışmakla kalmayıp başaran bir çılgın. 8 yıllık rektörlük döneminde, Meclis bahçesindeki birkaç barakaya sıkışmış bir okulu, ülkenin en önemli üniversitelerinden biri haline getiren, ilerlemiş yaşına rağmen üretmekten geri durmayan, kitaplar, makaleler yazan bir mücadele insanı.

Üniversite kurmayı salt binalar yapmak zanneden anlayıştan farklı olarak, yaşanılan mekanın o mekanda yaşayan insanların kişiliklerinin oluşumuna katkısının farkında olan, bu farkında oluşun sonucu olarak, kurulmasına önderlik ettiği modern ODTÜ Kampusu ile dünyanın en saygın ödüllerinden biri olan, Ağa Han Mimarlık Ödülüne layık görülen bir sanatçı.

Atatürk Orman Çiftliği mucizesinden aldığı ilhamla olsa gerek, Ankara’nın bozkırında, günümüzde içerisinde tilkilerin, yaban tavşanlarının yuva kurduğu, ODTÜ ormanını kurma çalışmalarını, rektör olarak işe başlamasının üzerinden henüz üç ay geçmişken, 3 Aralık 1961 tarihinde yapılan ilk ağaç dikme günüyle başlatan, tüm ODTÜ camiasını seferber ederek bozkırda bir orman var eden bir doğa sevdalısı. Bozkırda yalnız başına duran bir alıç ağacıyla konuşabilen, çocuk ruhunu hiç kaybetmemiş bir romantik.

TÜBİTAK’ın kuruluşuna öncülük eden, ODTÜ kampusu içerisinde yer alan Yalıncak Köyü ve Keban Barajı havzasında yürütülen kazı çalışmaları ile pek çok arkeolojik eserin gün yüzüne çıkmasını sağlayan, arkeoloji, eğitim ve ormancılık ile ilgili sayısız ödüle sahip, ülke sevgisiyle dolu, bilimin rehberliğine inanmış bir entelektüel.

“…Eymir’in Çağrısı” isimli yazısında, henüz 13 yaşındayken Ankara’ya ilk gelişini; “1933 yazında Ankara’ya ilk geldiğim günler bir şoka uğradığımı canlı biçimde hatırlarım. Eskişehir’den bu yana daha trende seyretmeye başladığım bozkır beni ürkütmüştü. Mustafa Kemal’in Orman Çiftliğine ve yollara henüz ekilmeye başlanan ağaçlara rağmen Ankara’nın ağaçsızlığı da içime derin bir hüzün akıtmıştı...” diyerek anlatan, gerçek bir Anadolu sevdalısı.

Mustafa Kemal Kurdaş’ı kaybettik. 22 Nisan Cuma günü, İstanbul’da toprağa verildi. Cenazesine ailesi, öğrencileri, ODTÜ ailesi adına Rektör Prof. Dr. Ahmet Acar ve mezun derneklerinin yöneticileri katıldı. Tüm diğer hizmetlerinin yanı sıra, Türkiye’ye örnek bir üniversite, Ankara’ya bir orman kazandırmış olan Kemal Kurdaş Hocanın kaybı gerek kamuoyunda gerekse devlet katında ise pek ilgi görmedi.

Değişim kelimesinin, değişimin içeriğinden bağımsız olarak yüceltildiği günümüzde, değişen, yok olan şeylerden biri de vefa duygusunu kaybetmiş olmamız sanırım. Artık bir şeyin değerli olabilmesi için parlak görünmesi, spekülasyona uygun olması ve para kazandırması gerekiyor.

ODTÜ yapılarının mimari tasarımında, en basit ifadeyle, "kimliği bileşenleriyle/içeriğiyle belirtme" felsefesinin mimari dili olarak tanımlayabileceğimiz “brütalizmi” tercih eden anlayışın, içeriğin/gerçeğin pahalı malzemeler ve süsler kullanılarak örtülmesinin/gizlenmesinin kabul gördüğü günümüzde, takdire şayan kabul edilmiyor olması sanırım tesadüf değil.

Yazıyı Sn. Kurdaş’ın şu sözleriyle bitirmek uygun olacaktır.

“…Biz hepimiz; Rektörü ile Dekanları ile en genç öğretim üyesi ile büyük bir davanın hizmetinde olan bir ekibin parçalarıydık. Kurtuluş savaşını yapan Kuvayi Milliye ekibi gibi… Çok iyi eğitim görmüş bir ekip, her biri bir yabancı dili bilen insanlar, dünyayı da görmüş insanlar; böyle bir ekibin bir de hizmet aşkıyla motive olduğunu düşünün...”

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

16 Tem 2018

“Vakıf; insanlık ve hizmet merkezli, hayatla iç içe hiç kimseyi ayırmaksızın sunabilmek, ben demeden önce biz diyebilmek, hayatı ‘halka hizmet hakka hizmet’ düsturuyla anlayıp idrak edebilmektir.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

28 Haz 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 36,10 M - Bugün : 17524