« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Mahmut Şevket Paşa (1856-1913)

, 11 Haz 2018

SONRAKİ HABER

SELÇUK DURACIK

HALİL ESENDAĞ, 03 Haz 2018

03 Haz

2018

HİLMİ ZİYA ÜLGEN

01 Ocak 1970

(Şahin Torun)

Bildiğimiz kadarıyla ilk kitabı ‘Umumi Ruhiyat’. 1928 yılında daha 27 yaşındayken yayınladığı bu ilk kitap taş baskısı özelliği ile de sahafların ve kitap kurtlarının gözdesi halinde. Bunun hemen akabinde gelen ‘Felsefe’ adlı kitabı ile Hilmi Ziya Ülken, sanki de yorulmak nedir bilmeyen bir düşünürün ilk işaretlerini vermiş gibidir. 1931 yılına gelindiğinde hemen hemen bütün ülkede büyük bir heyecan ve şaşkınlıkla karşılanan ‘Aşk Ahlakı’ belki de onun başyapıtı olacaktır. Oysa bunu söylemek için acele etmemek gerekmektedir. Zira aynı yıl ‘Aşk Ahlakı’nın peşi sıra yayınlanan ‘Umumi İçtimaiyyat’ ve bundan sonra 1932 yılında gelen bir başka başyapıt adayı ‘Türk Tefekkür Tarihi’ ile 1933 yılında hem hümanist çevrelerde hem de milliyetçi çevrelerde bomba gibi bir etki bırakan ‘İnsani Vatanperverlik’i beklemek gerekecektir.
Evet, 1933 yılında daha 33 yaşındayken başta felsefe ve sosyoloji olmak üzere Türk düşünce dünyasına 6 büyük çalışmayla selam veren bir genç adam olarak çıkmıştır Hilmi Ziya Ülken.
Hayatında bir dönüm noktası olarak belirleyebileceğimiz 1933 yılında İnsani Vatanperverlik adlı kitabıyla Atatürk’ün ilgisini çeken Hilmi Ziya Ülken, ilkin Darülfünun’da görev almış, hemen akabinde araştırma göreviyle Almanya’ya gönderilmiş ve dönüşünden sonra 1936 yılında doçent ünvanı ile göreve başlamıştır. Akademik hayatının bu ilk yıllarında o tarihe kadar her biri bir portre dâhilinde bilinen pek çok yakın tarih filozofunu incelediği 20. Asır Filozofları adlı kitabıyla da sadece felsefeye dair birikiminin bir kısmını özetlemek istercesine hem akademisyenlere hem de öğrencilere oldukça kullanılışlı bir el kitabı hediye etmiştir. 39 yaşında profesör olan Hilmi Ziya Ülken felsefe, sosyoloji ve sanat tarihi dersleri verdiği 8 yıldan sonra uzun sayılacak bir süre boyunca içine çekilerek o tarihe kadar ortaya koymuş olduğu çabayı daha da derinleştirmiş ve 1957 yılında ordinaryüs profesör olarak tayin edilmiştir.
27 Mayıs 1960 ihtilalinin hemen hemen hiç konuşulmasa da içten içe en çok konuşulan ve hakkında verilen akademinin dışına çıkarılma kararı çoğu ihtilal yandaşlarının bile içine sinmeyen Hilmi Ziya Ülken, bu tarihlerden sonra tekrar akademiye dönmüş ise de, açığa vurmadığı bir kırgınlık ve küskünlük içinde 70 yaşına kadar çalışmış ve kimsenin bilmediği gizli bir eylemlilik içinde durarak yakın tarihe kadar fazlaca bilinmeyen şiirler ve romanlar yazmıştır. 5 Haziran 1974 tarihinde vefat eden Hilmi Ziya Ülken’in bir başka gizli yeteneği ise onun ressamlığıdır.
Onun ahlak görüşü daha en başında iyimserlikle yapılanmıştır
Hilmi Ziya Ülken, denilebilir ki, akıl almaz bir enerji ve eylemliliğin adamıdır. 1921 yılında yani tam 20 yaşındayken başlayan bir mücadeleyle hiç yorulmamışçasına yazmış, söylemiş, dernekler kurmuş, dergiler yönetmiş, kitaplar yazmıştır. Öncelikle bu hızla akan çabaya bakarak, habire değişip duran dünya ölçeğindeki bir gerçekliği yakalamak ve anlatmak arzusu ile –yanlış anlaşılmak pahasına olsa bile- kendi duruşunu ve dilini bile değiştirmekten imtina etmeden bir fikir işçisi olarak değerlendirmek gerekiyor onu.
Hilmi Ziya Ülken'in, 80 yıl önce yazdığı Aşk Ahlakı, yayımlandığı tarihlerde felsefî bir öngörüyü ortaya koymuş ve daha o zamandan çok daha ileri zamanlarda ortaya çıkabilecek toplumsal, ulusal ve uluslararası sıkıntılı hallerin habercisi olmuştur.
Hilmi Ziya Ülken’in bu ‘aşk’ı ve ‘ahlak’ı dillendirirken ortaya koyduğu fikrî bütünlük ise hayli düşündürücüdür. Hedefinde insan vardır ve asıl derdi ise tek bir insandan yola çıkarak, öncelikle ülke insanının ve tüm insanlığın bu bunalım ve sıkıntıdan nasıl kurtulabileceği ile ilgilidir.
Hilmi Ziya Ülken’e göre, insan bencilleşmemelidir. Bir tutkunun sahibi olmalıdır lakin bu tutku da bir hayra yönelik olmalı, negatif ya da olumsuz olmamalıdır. Onun ahlak görüşü daha en başında iyimserlikle yapılanmıştır. İnsan daha en başından kendinden çok ötekiler için iyimser olmayı bilmeli, kabul etmeli ve bunu bir aşk halinde yaşayarak özgürleşmelidir.
Felsefe ve içtimaiyat alanında oldukça kayda değer çalışmalar yaptı
Başta Fransızca olmak üzere İngilizce, Almanca ve Arapça’yı çok iyi bilen Ülken’in bu amaçla şekillendirdiği yazı, kalem, kitap ve fikirle dolu hayatı hem şaşırtıcı hem de düşündürücü bir yoğunluk ve çoğullukla insanı hayran bırakacak hatta kıskandıracak bir içeriğe sahiptir. Sözgelimi Ülken, 1923 yılında Yusuf Ziya Yörükan’la birlikte çıkardığı felsefe dergisi ‘Mihrap’ ile aydın çevrelerin karşısına çıkmış, bununla yetinmemiş, aynı yıllarda ‘Anadolu’ dergisini çıkarmış, bulduğu diğer zamanlarda ise ‘Dergâh’a ve ‘Türk Yurdu’na yazılar yazmaktan geri durmamıştır. Bu Mihrap, Anadolu, Dergah ve Türk Yurdu serüveni ise sadece isimleriyle bile onun iç dünyasında dönenip duran değerler silsilesini ortaya koyma bakımından da oldukça düşündürücüdür.
Bunlarla da yetinmeyen Hilmi Ziya Ülken, 1927 yılında yakın arkadaşlarından Servet Berkin’in yardımları ve lise öğretmenlerinden oluşan bir kadro ile bu sefer de ‘Felsefe ve İçtimaiyat Derneği’ni kurmuş, derneğin yayını olarak aynı isimde bir dergi çıkarmış, tebliğler hazırlamış, toplantılar ve konferanslar düzenlemiş ve sanki de liselerden neşet eden bir akademik alternatifle zamanın üniversitelerine yol göstermiştir. Hilmi Ziya Ülken’in temellerini atmış olduğu bu dernek o kadar etkili olmuş ve o kadar uzun bir zaman boyunca faaliyet göstermiştir ki, nerdeyse birbirine eklenen 3 kuşak boyunca öncülüğü elden bırakmadan felsefe ve içtimaiyat alanında oldukça kayda değer çalışmalar gerçekleştirmiştir.
İlk sosyoloji derneği ve ilk sosyoloji dergisini çıkardı
1930’ların sonlarına doğru akademideki Batı etkisinin de yönlendirmesiyle ‘Felsefe ve İçtimaiyyat Derneği’ni ve yayın organını sonlandırarak Galatasaray Üniversitesi bünyesinde daha önceden çıkarılan ‘Galatasaray’ ve ‘Mülkiye’ dergilerine yön verici katkılarda bulunan Hilmi Ziya Ülken, 1938’de kadim dostlarından Celalettin Ezine’nin desteğiyle bu sefer de ‘İnsan’ dergisini çıkarmış ve bu dergi etrafında toplanan düşünce çevresiyle de 1943 yılına kadar ülkedeki felsefe ve sosyoloji eksenli çalışmalara oylumlu kanallar açmıştır. Bugün için, ilk yazılarını ‘İnsan’ dergisinde yayınlayarak yola çıkan pek çok büyük hocanın varlığı da ‘İnsan’ dergisinin nasıl bir imkân sağladığını ortaya koyacaktır.
Düşüncelerini dernekler, topluluklar ve dergiler aracılığıyla ortaya koymayı adeta ilke edinen Hilmi Ziya Ülken’in 1943 yılında ‘İnsan’ dergisinin yayına hayatına son vermesinden sonra ülkedeki tek sosyoloji yayını olarak tarihe geçen ‘Sosyoloji Dergisi’ni çıkararak bu dergiyi 1960 yılına kadar sürdürmüş olması ise bilimsel başarısı bir yana bir yayıncılık başarısı olarak da ayrıca dikkat çekicidir.
O kadar ki, bu dergiyle UNESCO tarafından düzenlenen uluslar arası ‘ Institut International de Socilogie’in 15. Milletlerarası Kongresini 1952 yılında İstanbul’da yapmasına vesile olmuş ve bu kongreden sonra kongrede alınan karar gereği İstanbul’da ilk Türk Sosyoloji Derneği’ni de kurmuştur.
Hayatı boyunca bilimsel aktivasyondan hiçbir zaman geri durmayan Hilmi Ziya Ülken’in en önemli özelliklerinden birisi de disiplin anlayışı ve bitmez tükenmez bir sabır içinde çalışmasıdır. Bu manada hemen hemen bütün kitaplarına anlam kazandıran ilimler sıralaması ise düşünen bir insan olarak onun Doğu’dan yükselen bir sesle, evrensel manada alternatif bir bilimsel dizge oluşturma çabasını ortaya koyacak niteliktedir. Ki bu İlimler Sınıflaması şu şekildedir: 1. Mantık, 2. Matematik İlimler, 3. Mikroskoplu Madde İlimleri, 4. Kozmik Tabiat İlmi, 5. Mikro-Fizik İlmi, 6. Hayat İlmi , 7. İnsan İlimleri.

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

06 Haz 2018

Türkiye 24 Haziran’da yeni bir genel seçime gidiyor. Ortalık toz duman, siyasetçilerin vaatleri havalarda uçuşuyor. Her genel seçimde milli birlik ve dayanışmanın her şeyden önemli olduğunu, bu sebeple de siyasetçilerin seçimleri bir savaş değil, bir hizmet yarışı olarak görmeleri gerektiğini, bu hizmet yarışı esnasında da üsluplarına dikkat etmeleri gerektiğini yazarız, söyleriz, konuşuruz.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Nis 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Nurullah KAPLAN

01 Oca 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 35,15 M - Bugün : 30478