« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ BÖLÜM

DOKUZ IŞIK DÜZENDE SOSYAL YAPI

SONRAKİ BÖLÜM

EKONOMİNİN MİLLÎLEŞTİRİLMESİ

DOKUZ IŞIK DÜZENDE SİYASÎ YAPI

 

Milliyetçi Türkiye'nin siyasi yapısı, milli devlet esprisine dayanır. Milli devlette her Türk, devleti meydana getiren en önemli iki organa, yürütme ve yasama organlarına doğrudan doğruya katılır. Türk tarihinde devlet, bir kuvvet ve otorite timsalidir. Devlet kadife eldiven içinde demir yumruktur. Her Türk, devletine karşı güven ve sevgi beslemelidir. Güçlü, kuvvetli devlet, şahsiyetli, dirayetli devlet başkanları ile kaimdir. Meclis, milli demokrasinin meclisi olacaktır. Milli bir meclis, ancak Türk milletinin bütün fertlerini, sosyal dilimlerini temsil ettiği zaman milli olabilir. Bunun için, milletimizin sosyal yapısına uygun olarak altı sosyal dilimden gelen milletvekillerinden oluşan, bir meclis kuracağız. Bu mecliste, birbirine yakın sayıda, işçi, Köylü, Esnaf, Memur, Serbest Meslek mensubu ve işveren temsilcileri bulunacaktır. Böylece, Marksist demokrasilerde olduğu gibi, ne sadece sözde işçi sınıfının temsilcisi olan bürokrat komünist partisi üyeleri, ne de bugünkü gibi, liberal - kapitalist sistemde geçerlilik kazanan varlıklı sınıfların temsilcilerinden oluşan bir sınıflar meclisi olacaktır. Tam ve sağlam bir milli meclis kurulacaktır. Bu meclis tek yapılı olacaktır. Avrupa'nın Krallık rejimlerinin bir kalıntısı olan Senato kaldırılacaktır. Tek yapılı Milli Meclis, sırf milli olmakla kalmayacak, aynı zamanda bu uzmanlar meclisi olacaktır. Her sosyal dilimin diğerine hâkim olamayacağı bir meclis doğacaktır. Milli meclisin üyeleri genel oy esasına göre seçilecekler.

Milliyetçiliğimiz, Türk milletinin bütün fertlerini aynı derecede sevmek, onları devlet yönetiminde aynı derecede katmak, ortak etmektir. Bu ise, ancak MİLLÎ DEVLET ve MİLLÎ DEMOKRASİ ilkesinin uygulanması ile gerçekleşebilir. Türk insanının yönetim tarzı, ne Batı'nın burjuva diktatörlüğü, ne de Doğu'nun proletarya diktatörlüğüdür. Türk insanının yönetim tarzı milletin bütün fertlerinin, sosyal dilimlerinin demokratik yönetimidir. Unutulmamalıdır ki, kökü Batı'da olan liberal demokrasi bütün milletin değil, sadece birkaç patronun, sermaye sahibi bir sınıfın demokrasisidir. Doğu'nun Marksist demokrasisi ise, Batı'nın burjuva sınıfının yerini alan bir avuç komünist partisi üyelerinin demokrasisidir. Bu demokrasilerin her ikisi de birer sınıf demokrasisidir.Siyasi demokrasi, ekonomik demokrasi ile orantılıdır. Bir kimsenin siyasi demokrasiden, siyasi hak ve hürriyetlerden faydalanabilmesi, ekonomik imkânlarına bağlıdır. Ekonomik imkânlara sahip olmayan bir insanın hak ve hürriyetlerden istifadesi, sadece anayasa ve kanun metinlerinde kalır. Bir insanın, meselâ seyahat hürriyetine, mal - mülk edinme hürriyetine, eğitim hürriyetine sahip olabilmesi için, ona bunları sağlayabilecek maddi imkanları temin etmek gerekir.Siyasi demokrasi, ekonomik bakımdan kuvvetli ve üstün olanların demokrasisidir. Bir ülkede liberal - kapitalist sistem yürütülmekte ise, bu ülkenin demokrasisi sermaye sahiplerinin çıkarına işleyen bir demokrasidir. Bu çeşit demokraside devlet organları, özellikle yürütme ve yasama organları kapitalistlerin hizmetindedir. Durum Marksist devlette ekonomik güç ve değerler devletleştirilmiştir. Devlet bir nevi kapitalist ve hem de tekelci bir kapitalist haline gelmiştir. Devlet gücünü elinde tutan bir avuç komünist partisi yöneticileri, bir nevi mâlik durumunda olduklarından, devlet organları bu kimseler lehine işlemekte, bunlara hizmet etmektedir.

Millî devlet, bir sınıf devleti olmayıp, Türk milletini meydana getiren bütün fert ve dilimlerin devleti olacaktır. Bu sistemde her fert, ekonomik değerler millileştirilip Türk milletinin bütün fertlerine mal edileceği için, ekonomik imkânlara sahip olacaktır. Hiçbir fert (kapitalist) veya sınıf (sözde işçi sınıfı, fakat gerçekte komünist bürokratlar) ekonomiye sahip olmayacaktır. Devlet ve onun organları, ekonomik güce sahip olanların hizmetinde bulunacağına göre, bir Türk bu güce sahip olmakla, siyasî demokrasi ile ekonomik demokrasi, Millî Demokrasi içinde birleşecektir. Bu durum, biraz ilerde Dokuz Işıkçı düzende ekonomik yapı bahsinde daha geniş bir şekilde açıklanacaktır.

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

09 Haz 2017

Bu sözler 28 Mayıs 2017 Pazar günü saat 13.00’de Sancak Dostları Vakfı’nda “Yeni Ufuk Dergisinin” Ankara da ki temsilcileri üniversiteli genç kardeşlerimizle birlikte dinlediğimiz değerli ilahiyatçı Prof.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 May 2017

Nurullah KAPLAN

20 Mar 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 23,93 M - Bugün : 59121