« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

Milli Hakimiyet Mi? Milletin Hakimiyeti Mi? veya Hangi Millet? -1*

26 Nis 2018

SONRAKİ YAZI

Marş- Milli Marş- İstiklal Marşı – 3

10 Nis 2018

HARBİDEN

      Efendi BARUTÇU

24 Nis

2018

Marş-Milli Marş- İstiklal Marşı -4

24 Nisan 2018

Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmakla ‘milli şair’ sıfatını kazanmadı. Daha başından itibaren o, böyle bir çizgi üzerinde ilerledi. Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı boyunca da, benzer bir saygı ve kabul duygusu üretmekten asla geri kalmadı.

Bu arada kaybolan, çöken bir imparatorluğun ardından, yeni yeni uç vermeye başlayan Anadolu hareketi için ruhları harekete geçirecek ve toplumu bir arada tutacak ‘milli bir marş’ ihtiyacının duyulmaması mümkün değildi.

Ayrıca milletimiz için tarihi bir şamandıra niteliği taşıyan bu metnin; milletin maşeri vicdanında edindiği haklı yer ile tam ve kâmil manada bir ‘milli mutabakat belgesi’ne dönüşmüş bulunduğunu kim inkâr edebilir?

Milletimizin derin şuur altında yer tutmuş ‘hilal’, ‘yıldız’, ‘ocak’ gibi sembolleri harekete geçiren ve hürriyet, bağımsızlık, uluslararası sömürgeciliğe karşı verilen antiemperyalist mücadele yıllarımıza vurgu yapan bu eser, neresinden bakılırsa bakılsın emsalsiz bir edebiyat şaheseridir.

Neresinden bakılırsa bakılsın, milletimizin maşeri vicdanında Yunus Emre’nin ilahileri ile Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inden sonraki en büyük ortak kabul… Dolayısıyla, maşeri vicdanda bu derecede büyük bir yer edinen İstiklal Marşı’na, Türk milletinin ‘milli mutabakat metni’ olarak bakılabilir demektir.

İstiklal Marşı, sürüp giden yıkım ve çöküntü zamanlarımızın ardından doğan son bir isyan çığlığıdır. Fakat bu heybetli çığlığın sırf şairin kendi bireyselliğinden kuvvet almadığını, tarihin derinliklerden gelen hamleli bir ruhla da birleşerek öyle doğduğunu ifade etmemiz gerekir. Ayrıca bu şiirde ‘ben dili’ ile konuşan sırf şairin kendisi değil, bazı büyük şiirlerden tanıdığımız şekilde, doğrudan ‘maşeri vicdan’ın kendi dilidir.

Akif yazdığı metni, eserin doğduğu şartlara büsbütün hapsetmek istememekte, mevcut şartları aşan bir genişlik tesiri üretmeyi arzulamaktadır. Yani ona göre bu marş, sırf Milli Mücadele yıllarının realitesine kilitlenip kalmamalı, müebbet bir istikbale dönük olarak bütün zamanları ihata edilebilmelidir.

İşte mesela orada geçtiği şekliyle millet fakirliği ve zenginliği, çaresizliği ile yansıtılmıyor. Bunun aksine orada varlığı ezelle başlatılan, ebediyete kadar da var olacağı kabul gören, soyutlanmış bir millet varlığı söz konusu… Ve bu varlık, bir takım içtimai şuur altı sembolleriyle ifade edilmeye de ayrıca özen gösteriliyor. Ocak gibi, hilal ve yıldız gibi… Vatan da aynı şekilde… Bu şiirde vatanı biz, her hangi bir coğrafi realite olarak algılayamıyoruz. Nitekim o vatanın toprağı sıkılsa, elden avuçtan şüheda kanlar fışkıracaktır ki, orası üstünde ezanların ebediyete kadar okunduğu, mübarek kılınmış bir ‘o belde’ diyarıdır. Yani şiirdeki vatan, şair nezdinde bir nevi Tur Dağı gibi, Hicaz diyarı gibi veya eski Türklerin Ergenekon’u gibi mukaddes, alabildiğine mücerretleştirilmiş bir ülkedir ve dikkat edilirse ona bir sınır da tayin edilmemektedir.

Milletin iradesine ve Allah’ın müminlere vaat ettiği zaferin er geç gerçekleşeceğine inanan Mehmed Âkif’in şiirindeki özelliklerden biri de millî ve ulvî değerlerle dinî motifleri dengeli bir şekilde kıtalara yerleştirmesidir. Bayrak, hilâl, yıldız, hak, hürriyet, istiklâl, yurt, millet, ırk, vatan, kahramanlık gibi millî kavramlarla iman, şehâdet, helâl, cennet, hudâ, ezan, mâbed, vecd gibi dinî motifler birbiriyle uyum halinde zengin bir belâgatle kullanılmış, böylece Millî Mücadele’yi gerçekleştiren halkın ruhunda mevcut iki önemli kavram İstiklâl Marşı’nın da iki temel temasını oluşturmuştur.

İstiklal Marşı duran değil yürüyen, hareket eden, mücadele eden bir toplumun, direnen, karşı koyan, savaşan bir milletin destanı olmak üzere kaleme alınmıştı.

Türkler durmuyorlardı, geri çekilmiyorlardı, dinlenmiyorlardı, peki ne yapıyorlardı?

Mücadele ediyorlardı, direniyorlardı, savaşıyorlardı. İstiklal için yürüyorlardı. İstiklal Marşı bu yürüyüşün destanı, bu destanın şairi ise bu yürüyüşün vicdanıydı.

İstiklal Marşı milli mücadelenin ruhunu temsil ve tefsir eder millet bu mücadelenin vücudu ise İstiklal Marşı’nda dile gelen hakikat o mücadelenin ruhudur.

Bu marş kime ithaf edilmiştir?
Akif’in kelimeleriyle: Kahraman Ordumuza!

Yani istiklal marşı gerçekte bir ordu marşıdır. O dönemde topyekûn ordu haline dönüşmüş bir milletin marşıdır. Yürüyen bir milletin… Direnen bir milletin…Kaybolmamak, kaybetmemek, kaybedip gitmemek için mücadele eden bir milletin…

Bu metne dil uzatanlar, bu metni değiştirmek isteyenler, bu metinden rahatsız olanlar bu yürüyüşü durdurmak isteyenlerdir. Milli Mücadele’nin vücudunu/bedenini ruhundan, yani milleti kendi değerlerinden /özünden ayırmak isteyenlerdir. İstiklal Marşı’nı bir yenisiyle değiştirmeyi istemek, Süleymaniye Camii’nin yerine bir gökdelen dikmeyi istemeye eş bir ahmaklık göstergesidir.

Hemen düzeltiyorum: bu istek mücerret ahmaklığın göstergesi olamaz. Çünkü ahmaklık gafletin eseridir. Sözünü ettiğim istekse, ihanetin. Değerlere ihanetin… Millete ihanetin…Geçmişe ve daha da kötüsü geleceğe ihanetin…

Faydalanılan Kaynaklar
Mehmet Akif Ersoy Şiir Külliyatı, Safahat, Yayına hazırlayan Necmeddin Turinay,
Günümüz Türkçesine çeviren Necat Çavuş, TOBB yayın numarası: 2011/143
Safahat, Ömer Rıza Doğrul, İnkılap ve Aka Kitap evi 1974
Gerçek Hikâyeleriyle İstiklal Marşı, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Akçağ Kitap evi, 2011
Emperyalizme Direnen Türk: Mehmet Akif Ersoy, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Akçağ Yayınları, 2013.
Akif’e Dair, Dücane Cündioğlu, 2. Basım Kapı Yayınları, 2010
İslam Şairi İstiklal Şairi Mehmed Akif, D. Mehmet Doğan, 2. Baskı Yazar Yayınları, 2011
Mehmed Akif, Sezai Karakoç, 20.baskı Diriliş Yayınları, 2017
Mehmed Akif, Süleyman Nazif, Hazırlayan Mustafa Kurt, Cümle Yayınları, 2015
Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Dergâh Yayınları, 2011

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

21 May 2018

“Onlar, rengârenk kanatlı atlara binecek, kutlu bir çağa gireceklerdi. Delicesine ileri atılıp, şimşek hızıyla uçuyorlardı işte… Gökkuşağının altından geçecekler, dileklerini gerçekleştireceklerdi.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Nis 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Nurullah KAPLAN

01 Oca 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 34,41 M - Bugün : 496