« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

SONRAKİ YAZI

ALTIN NESİL

05 Eyl 2016

Nurullah KAPLAN

20 Mar

2017

SURATSIZ!

20 Mart 2017

Yüzüne bakınca midem bulanıyor... Evet, bu ifadeyi pek çok kez duymuş, bizatihi kullanmışsınızdır. Ben de öyle... Lâkin ben bu ifadenin az biraz teşbih, ziyadesiyle de mübalağa üzerine kurgulanmış bir deyim olduğunu zannederdim. Ta ki, midemi bulandıracak bir suratla karşılaşıncaya kadar.

Uzun yıllar önceydi, semt dolmuşunda mahallenin eski komünistlerinden birisiyle karşılaşınca midemde bir kasılma, ardından da bir bulantı hissine kapılmıştım. İlk defa böyle bir hâl yaşıyordum... Hafızamı yokladım; bu komünistle şahsi bir şey yaşamamıştım, arkadaşlardan didişen de olmamıştı; aktif biri değildi zaten... Dönüp, yüzüne tekrar baktım: Sarı bir surat, kızılla gölgelenmiş sapsarı, pütür pütür bir surat.. ölü balık gibi bakan mat, hissiz gözler.. kirli sakal.. pis bıyık.. kıvırcıktan ziyade geveni çağrıştıran dağınık, yağlı saçlar...

Midemi bulandıran bu yüz, daha doğrusu bu suratsızlıktı. O an "gerçekmiş" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Evet mübalağa edilen, teşbih yapılan bir deyimden ibaret değilmiş, gerçek, yaşanası bir hakikatmiş!

Uzun yıllar sonra bu hakikatle yeniden yüzyüze geldim. Bizim partinin temsilcisi sıfatıyla bir kişi televizyondaki bir programa telefonla katılmış, konuşmacılara verip veriştiriyordu... Konu ile alâkası olmayan şeyleri emredici bir üslûpla, hakaretamiz ifadelerle, ukalalığın da çok ötesinde küstahça bir tavırla söylüyordu... Aslında söylemiyor, çemkirip, hırlıyordu.

Uzun yıllar sonra bana yeniden bulantı hissini yaşatan onun tavrı ve üslûbu muydu; yoksa ekranın alt köşesindeki resmi miydi; yahut her ikisinden ziyade böyle birinin Bizim Parti adına bu herzeleri yemesi miydi ayırt edebilmiş değilim! Son iki yıldır televizyon ekranlarında mükerreren karşılaştığımız bu tür görüntülerde uykudan yeni uyanmış bir sersemlik, yahut meyhaneden yeni çıkmışcasına bir sarhoşluk tedaisiyle, taziye çadırına girmiş çengi misüllü akıllara ziyan sahnelere şahit olduk. Ama gergedanın evrim geçirerek evcilleşmiş halini hatırlatan bu ademi ekranlarda müteaddit defalar görme bahtsızlığını her yaşadığımda o bulantı hissi de hiç eksik olmadı.

Bu adem Bizim Partinin miletvekili, MYK üyesi ve de genel başkan yardımcısıymış... Hem de " Medya Tanıtım ve Halkla İlişkilerden Sorumlu" genel başkan yardımcı. Peki böyle birini kim milletvekili listesinde seçilmesi garanti bir yere koyup, milletvekili yapmıştır? Tabii ki sayın genel başkan! MYK üyeliğine kim seçmiştir? Elbette ki sayın genel başkan! Başkanlık divanına alıp, medya-tanıtım- halkla ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı seçen kimdir? İllâ ki sayın genel başkan! Başka bir ihtimal mümkün mü? Mevzubahis olan Bizim Parti ise pek tabii ki değil! Peki, sayın genel başkan bu ademi neden milletvekili yapıp, medyadan sorumlu genel başkanlık görevini vermiştir?

"Neden" sorusunu o ilk mide krampından beri sorup duruyorum kendime... Bu güne kadar mâkul hiç bir cevap bulamadım. Milletvekilliği için sayın genel başkanın kendince sebepleri olabilir, genel başkan yardımcısı yapmasının da hâkezâ... Ancak medya-tanıtım-halkla ilişkilerden sorumlu genel başkan yardıcılığı için hiç bir haklı gerekçesi olabileceğini aklım, havsalam almıyor.

Bir partinin sözcülüğünü ya da medya ile ilişkilerini üstlenen kişi o partinin ekran yüzü, yani görünen yüzüdür. Basınla olan ilişkiler öncelikle onun üzerinden yürür, dolayısıyla her an kameralarla karşı karşıya kalabilir, önüne mikrofon uzatılabilir. Güler yüzü ve pâk simasıyla, sempatik kişiliğiyle, giyimi kuşamı ve beden diliyle, lisanı ve hitabetiyle, pratik ve kıvrak zekâsıyla, demogoji ve polemiklere karşı hazır cevaplılığı ile temeyyüz etmiş kişiler seçilir bu göreve.

Hâl böyleyken, bu hususiyetlerin hiçbirine haiz olmayan birisini.. partiye bağlılığı taassub derecesinde olan benim gibilerin bile midesini bulandıracak birisini neden seçer sayın genel başkan? Bu adem sayın genel başkanın yol arkadaşı olabilir; bizim bilmediğimiz ve de görmediğimiz meziyetleri olabilir. Yahut sadece genel başkanın isteği üzerine milletvekili, hatta genel başkan yardımcısı seçilebilir. Sayın genel başkan seviyor veya çok güveniyordur ve yanıbaşında olsun istiyordur; hepsine eyvallah da, on tane genel başkan yardımcılığı varken neden medya ve halkla ilişkiler sorumlusu yapılır.

Diğer partilerden Bizim Partiye kayabilecek oylara set vursun diye, doğabilecek sempatilerin oya dönüşmesini engellesin diye, parti büyümesin diye mi? Yoksa görevlendirme yazısını kendisine tevdi edenler böyle istiyor diye mi?

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

09 Haz 2017

Bu sözler 28 Mayıs 2017 Pazar günü saat 13.00’de Sancak Dostları Vakfı’nda “Yeni Ufuk Dergisinin” Ankara da ki temsilcileri üniversiteli genç kardeşlerimizle birlikte dinlediğimiz değerli ilahiyatçı Prof.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 May 2017

Nurullah KAPLAN

20 Mar 2017

M. Metin KAPLAN

20 Şub 2017

Ziyaretçi -> Toplam : 23,98 M - Bugün : 53450