« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

13 Tem

2022

Aman petrol, canım doğalgaz

Bahadır Kaynak 01 Ocak 1970

Eurovision’a katıldığımız yıllardı. Kıbrıs harekâtı sonrası dünya kamuoyunda yerlerde sürünen imajımız sebebiyle belki bugüne kadarki en güzel şarkımızı gönderdiğimiz yarışmada bile jürilerden sıfır puan alıyorduk. Akıllara çözüm olarak yetmişlerin enerji krizine gönderme yapan bir şarkıyla katılmak gelmiş olacak ki Ajda Pekkan’ın ‘Aman petrol, canım petrol‘ şarkısını Eurovision’a soktuk. Sonunda, aynı bugünlerdeki gibi küresel ölçekteki enerji krizinin stagflasyona yol açtığı koşullarda, birkaç ülkeden oy alıp güç bela sonunculuktan kurtulabildik. Benzin kuyruklarının, yanmayan fuel-oil’lu kaloriferlerin dünyasında müzik yarışmasında da aradığımız teselliyi bulamamıştık.

Aradan kırk seneden fazla bir zaman geçmişken, yine bir enerji krizinin orta yerinde geleneği bozmayıp en çok sürünen ekonomilerin tepesine adını yazdırmış bulunuyoruz. Üstelik Ukrayna’ya saldırısı sebebiyle Rusya’ya uygulanan ambargolara katılmadığımız halde böyle ağır koşulların altındayız. Oysa Avrupa kıtası Şubat ayında başlayan bu jeopolitik depremin tüm yükünü üzerinde hissediyor. Ucuz Rus fosil yakıtlarına dayanarak rekabet gücünü koruyabilen Avrupa ekonomileri fena halde tökezliyor. Almanya’nın otuz sene sonra ilk defa cari açık vermesi, krizin boyutlarını gösteriyor.

Lokomotif ekonominin teklemesiyle tüm kıtanın geleceğine ilişkin piyasaları bir korku havası sardı. Bir zamanlar 1.40’larda gezinen Euro-dolar paritesi neredeyse başa başa gelmiş durumda ve doların Euro’yu önümüzdeki günlerde geçmesi de kimseyi şaşırtmayacak. Aralarında Türkiye’nin de olduğu Avrupa ekonomileri cepheden aldıkları rüzgarla zor, çok zor bir döneme hazırlanıyorlar. Putin ise yol açtığı ağır hasarın farkında olarak ana enerji müşterisi olan Avrupalıların içinde bulundukları sıkıntıdan neredeyse memnun, daha zor koşullara hazırlıklı olunmasını söylüyor. Hal böyleyken ve Rusya’nın kesesi artan enerji fiyatlarının etkisiyle dolarken, kimi yorumcular Putin’in iyi bir satranç oyuncusu olduğundan, işleri kendi lehine çevirmeyi becerdiğinden dem vuruyorlar. İhracat ve bütçe gelirlerinin önemli bir kısmı petrol ve doğalgaza dayalı olan bir ülkenin en büyük müşterileriyle kavga ederek geçici olarak gelirlerini şişirmesi nasıl bir ustalık, tartışılır. Neticede AB’nin zaten enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerjinin ağırlığını artırmaya yönelik planları mevcuttu. Şubat ayından beri gelişen durum sebebiyle bunların öne alındığı, Rusya’nın en büyük müşterileri nezdinde ‘güvenilir tedarikçi‘ rolünün kalıcı olarak sakatlandığı çok açık.

İçinde bulunduğumuz sene Rusya ihracat gelirlerini koruyabilse bile önümüzdeki yıllarda kalıcı ve keskin bir pazar payı kaybına uğraması kaçınılmaz. Ayrıca Rusya en büyük müşterileri olan Avrupalı ekonomileri durgunluğa yolcu ederken enerji fiyatları daha şimdiden aşağı yönlü bir harekete başladı bile. Son zamanlarda başlayan emtialardaki resesyon fiyatlaması Putin’in pek özgüvenli konuşmalarına rağmen günün sonunda Rus ekonomisinin de ağır bedeller ödeyeceğine işaret ediyor.

Bu durum, Moskova’nın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden beri titizlikle kurguladığı yapının çökmekte olduğunu gösteriyor. Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa’da oluşturdukları tampon bölgeden kendi isteğiyle çekilen Rusların ana motivasyonu Batı ile kalıcı ve güvene dayalı iktisadi ve politik ilişkiler tesis etmekti. Enerji altyapısına yaptıkları muazzam yatırımlarla Avrupalı müşterilerinin petrol ve doğalgaz talebini karşılayarak birlikte zenginleşmek amacını güdüyorlardı.

Eski Sovyet cumhuriyetlerinin yeraltı zenginliklerinin pazara ulaştırılmasında da Moskova kilit rolünü sürdürmekteydi. Seksenli yıllar sona ererken şiddetlenen politik mücadele, Rusya’nın bu bölgelerdeki kilit rolünün tesciliyle çözümlendi. Orta Asya’nın ve Hazar Bölgesi’nin yeraltı zenginliklerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasında Ruslar belirleyici konumlarını korudular. Rus şirketleri mega projelerden paylarını aldılar, mümkün olan yerlerde Rusya kendisini üretici ülkelerle hedef pazarlar arasında transit ülke olarak konumlayarak bir elini vananın üzerine koydu. En kötü ihtimalle Azeri petrol ve doğalgazının Kafkaslar üzerinden dünyaya ulaştırıldığı durumdaki gibi, istediği anda enerji akışına müdahale edebilecek askeri tedbirleri aldı. 2008 Gürcistan krizi Rusya’nın kendisinin doğrudan taraf olmadığı projeleri bile kesintiye uğratabilecek imkanları olduğunu gösterdi.

Hazar’ın enerji kaynakları için durum böyleyken Orta Asya Cumhuriyetlerinin Moskova’ya olan bağımlılığı çok daha belirgin bir biçimde devam etti. Hazar’ın statüsüne ilişkin anlaşmazlıklar, Türkmenistan ve Azerbaycan’ın siyasi çekişmeleri Orta Asya’nın petrol ve doğalgazının Rusya’nın aracılığına ihtiyaç duyulmaksızın alternatif bir rota üzerinden -ki burada Türkiye’yi kastediyoruz- Avrupa’ya ulaştırılması hayallerine sekte vurdu. Böylece Putin, Avrasya’nın enerji kaynaklarını önemli bir kısmını kendi kontrolüne alarak petrol ve doğalgazı siyasi bir manivela olarak kullanmayı başardı. İran’ın da süregiden yaptırımlar sebebiyle dünya piyasalarından izole edilmesi, bu oyunun sürdürülmesine olanak tanıdı.

Ancak son aylardaki gelişmeler, hem nihai tüketicilerin hem de Rusya dışındaki üretici ülkelerin alternatif çözüm arayışlarına girdiğini gösteriyor. Her şeyden önce İran gibi, Venezüella gibi sistem dışına itilmiş ülkelerin yeniden bir alternatif olarak gündeme geldiğini görüyoruz. Henüz büyük bir kırılma yaşanmadı ama önümüzdeki dönem enerji piyasalarında ciddi değişimlere gebe. Son olarak Kazakistan’ın Putin’e bayrak açması, yangının yeni yerlere sıçradığını gösteriyor. Bugüne kadar Hazar geçişiyle Kafkas rotası üzerinden dünya pazarlarına ulaşma seçeneğini değerlendirmeyen Kazaklar fikir değiştirmiş görünüyor. Rusya’nın Donbas’ta ilan ettiği bağımsız cumhuriyetleri tanımayacağını ilan eden Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, ülkesinin yeraltı zenginlikleri için de alternatif rotalar arıyor. Putin’in arka bahçesi olarak gördüğü bir yerdeki bu ayaklanmaya kayıtsız kalmayacağı ve işleri kontrol altına almaya çalışacağını bekleyebiliriz. Öte yandan Rusya’nın mevcut koşullarda rüzgâra karşı bir mücadele yürüttüğünü de tespit edelim. Kâğıt üzerinde de olsa bağımsız devletler olan Asya’daki eski Sovyet cumhuriyetlerinin hedef pazarlara petrol, gaz tedarik etmeleri için ticari koşullar mevcut. Aslında Rusya’nın bu ticarete ilişkin yaratılan artı değere katkısı, hele bu Hazar geçişi sağlanırsa, olmayacak. Adeta yapılan ticaret üzerinden haracını almaya çalışan bir aktör konumları daha da netleşecek. Orta Asya’dan doğuya, Çin ve Hindistan’a yönelik sevkiyatlarda ise durum daha da fazla böyle. Rusya ile Çin arasında Batı karşıtı bir ittifak gündemdeyken Orta Asya’nın enerji kaynakları söz konusu olduğunda rekabet perspektifi daha baskın hale geliyor. Objektif koşullar, enerji piyasalarındaki türbülansın Rusya’nın Orta Asya cumhuriyetlerindeki hakimiyetini daha fazla zorlayacak koşullara gebe olduğunu gösteriyor. Tokayev’in son açılımı bu eğilimi teyit ediyor.

İşin tüketici bacağındaysa Avrupa ülkelerinin Rusya’yla giderek açılan makasını ve alternatiflere yönelimini görüyoruz. Birkaç ay içerisinde somut gelişmelerin olmaması önümüzdeki yıllarda bu alanda ciddi kaymaların olmayacağı anlamına gelmiyor. Fosil yakıt piyasalarında gerçekleşmekte olan bu büyük dönüşümün Türkiye’ye etkileri ise ayrı bir tartışma konusu. Üreticiler ve hedef piyasalar arasındaki transit rolünün Ankara için önemli fırsatlar yarattığı açık. Bizzat kendisi de büyük bir ithalatçı olan Türkiye’nin bu fırsat kapısını ne kadar kullanabileceğini ise göreceğiz.

Ama yine de unutmayalım, fosil yakıtların devri önümüzdeki on yıllarda kapanıyor olacak. Yeni nesiller yenilenebilir enerjiyle dönen bir dünyaya merhaba diyecekler. Petrol ve doğalgaz şarkılarını söylemeye devam edeceksek önümüzde çok fazla bir zaman kalmadı.

Eurovision’da zamanında bize istediğimiz puanları getirmeyen fosil yakıtlara son bir şans verelim ama ufkumuzda geleceğin teknolojileri olmaya devam etsin. Rusya-Ukrayna savaşı bugün sebep olduğu bütün bu güçlüklere rağmen, daha güzel bir geleceğe geçişimizi hızlandırdığı için enerji piyasaları tarihinde beyaz bir sayfa olarak yerini alsın.

Nurullah KAPLAN

04 Nis 2025

Bugün 4 Nisan… Sosyal medyada bir günlüğüne yine “Başbuğum” rüzgârı esecek; Balgat eşrafı Beştepe’de arz-ı endam edecek, ibri

M. Metin KAPLAN

04 Nis 2025

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

04 Nis 2025

Yusuf Yılmaz ARAÇ

04 Nis 2025

Halim Kaya

11 Şub 2025

Hüdai KUŞ

22 Tem 2024

Orkun Özeller

03 Haz 2024

Efendi BARUTCU

01 Nis 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Ziyaret -> Toplam : 143,76 M - Bugn : 50713

ulkucudunya@ulkucudunya.com