“Gaflet ve Dalalet ve Hatta Hıyanet”
Ahmet B. Ercilasun 01 Ocak 1970
Parçalanır bedenimiz, toprağa dökülür kanımız fakat unutmayın, biz Türk’üz, bir ölür bin diriliriz.
Ekranların tamamı, müebbede mahkûm olmuş bir katilin açıklamasına odaklanmış. Türkiye’yi bölmek için bir terör örgütü kurmuş olan, on binlerce insanımızı şehit eden bir katil, ülkeye yön vermeye kalkıyor. Ve birtakım siyasiler, “devlet aklı” denen odaklar, yazarlar, çizerler, ekranlar, ekran bülbülleri buna yol veriyor.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana hiç bu kadar zelil olmamıştık. Birtakım odaklar, siyasiler, “dâhilî ve haricî bedhahlar” zilleti, alçalmayı kabul edebilirler. Ancak tarihteki nice şanlı zaferini İstiklal Savaşı ile taçlandırmış Türk milletine böyle bir zilleti yaşatmaya hakları yoktur. Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet’in çocuklarına böyle bir alçalmayı yaşatmaya hakları yoktur.
Türk ordusu, Türk askeri kırk yıldır bu bölücü örgütle mücadele etmedi mi? Binlerce şehit vermedik mi? Onları ya kıskıvrak yakalayıp hapse attık ya inlerinde yok ettik ya da sınır dışına sürdük.
Şimdi ne oluyor? Nasıl oluyor da bu koca memleket, müebbede mahkûm ettiği bir terörist katilin çağrısından medet umuyor? Bütün kameralar, bütün ekranlar bir caninin açıklamasına kilitlenmiş. Yazıklar olsun demiyorum, lanet olsun diyorum. Binlerce lanet yol açanlara, yol verenlere! Türk’ü bu zelil duruma düşürenlere!
“Devlet aklı” dedikleri o odaklar kimlerse ortaya çıksınlar. Ne zamandan beri Türkiye, dışarıdan idare ediliyor? İmralı heyeti denen bu heyet, Irak’taki, Suriye’deki oluşumların başkanlarıyla görüşmedi mi? Irak ve Suriye’deki bölücü oluşumlardan izin / icazet / talimat alarak mı ülkeyi idare ediyoruz? “Dâhilî ve haricî bedhahlar” Türkiye’nin başına çöktü de haberimiz mi yok?
Yoksa birileri “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid” mi etti? Birilerinin şahsi çıkarları yerine gelsin diye mi kuruldu bu Cumhuriyet? Yüz yıl sonra bölücülerle pazarlık yapılsın diye mi kuruldu bu Cumhuriyet? Tarikatlara, tarikatların pasaklı beyinlerine teslim edilsin diye mi kuruldu bu Cumhuriyet?
Kanla, irfanla kuralım bu Cumhuriyet’i. Terle, emekle, bilgiyle, sevda ile, ülküyle büyütelim. Her sabah “Türküm, doğruyum…” diye göğsümüzü kabartalım. Ülkenin kuruluş esaslarını değiştirmek isteyen şeyhiyle, şıhıyla, tarikatçısı, cemaatçisi, bölücüsüyle boğazlaşalım. Binlerce Mehmet’in kanı yeniden sulasın bu toprakları. “Türk” diye haykıran kahramanlar içeri tıkılıp susturulsun. Sonra bölücü bir katilin açıklamasından medet umalım. Yeter, bu kadar “devlet aklı” yeter, Bu kadar “derin devlet” yeter!
Siz kimsiniz? Hangi emperyal güçlerin uşağısınız? Hangi emperyal planların uygulayıcılarısınız? Sizi İmralı denen adaya kim yolladı? Terörden mahkûm edilmiş katillerle bir masa etrafında sizi kim topladı?
Ya çok bilmiş basın mensuplarımız? Yeri gelince sizden daha Cumhuriyetçi, sizden daha Atatürkçü yok. Peki nedir bu bir teröristin, bir katilin açıklamasına üşüşmek? Siz dördüncü kuvvet değil misiniz? Gaflet ve dalaleti ortaya koyması gerekenler sizler değil misiniz? “Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet” karşısında sesini yükseltecek olanlar sizler değil misiniz? Sizler Millî Mücadele’deki Anadolu Ajansı’nın çocukları değil misiniz? Sizler Kıbrıs harekâtının yiğit gazetecileri değil misiniz?
Parçalanır bedenimiz, toprağa dökülür kanımız fakat unutmayın, biz Türk’üz, bir ölür bin diriliriz.