« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

M. METİN KAPLAN

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

10 Mar

2025

Bir daha devlet nedir?

Ahmet Bican Ercilasun 01 Ocak 1970

Lütfen kendinizi devlet yerine koyup devlet kavramını yıpratmayınız. Gazetelerde kalem oynatanlar, ekranlarda yorum yapanlar, lütfen sizler de “devlet aklı, derin devlet” filan diyerek birilerini devlet yerine koyup devlet kavramına zarar vermeyiniz.

Yeni süreç dolayısıyla devlet kavramı üzerinde bir kez daha durmak gerekli hâle geldi. Çünkü sürecin devlet politikası olduğu sık sık yazılıp söyleniyor. Böyle olunca da sürece karşı olmak devlete karşı olmak gibi algılanıyor, algılattırılıyor.

Devlet, milletin teşkilatlanmış biçimidir. En kısa tanım budur. Bir devlette üç unsur bulunur: Millet (insan), vatan (ülke), bağımsızlık (egemenlik).

Bu tanım ve unsurlara göre devlet “tüzel” bir varlıktır ama geçmişten geleceğe doğru akan ve milletin birçok hatırasını içinde barındıran bir varlık olduğu için kutsal bir niteliğe de sahiptir.

Demek ki devlet kavramı, bütün milleti kapsayan bir kavramdır. Devletin şu veya bu kurumu, şu veya bu kişi… Bunların hiçbiri devlet değildir. Belli şahısların toplulukları veya kurumların toplulukları da devlet demek değildir. Devlet kavramı, bütün milleti, askerî – sivil, muvafık – muhalif bütün millet fertlerini, bütün kurum ve kuruluşları içine alır.

Bunları tekrar tekrar niye yazıyorum? Çünkü bazıları, “devlet aklı”, “derin devlet” gibi ifadeler de kullanarak belli kurumları devlet sanmaktadır ve bu, yazarlar, yorumcular, yetkili yetkisiz insanlar tarafından durmadan tekrarlanmaktadır.

Hayır, aziz okuyucular, iktidar da iktidarı oluşturan ittifak da devlet değildir. TBMM de kabine de yargı da tek başlarına devlet değildir. Ordu da, istihbarat teşkilatları da tek başlarına devlet değildirler. Evet, bunların hepsi devletin parçalarıdır ama hiçbiri tek başına devlet değildir.

Yukarıda sayılan kurumlardan birini veya birkaçını devlet kabul edersek ve onların politikalarını da devlet politikası olarak adlandırırsak bu yanlıştır.

Yanlışın sonucu şudur: Hükümetlerin ve onlara bağlı bazı kurumların politikasını “devlet politikası”, “devlet aklı” kabul edersek o politikaları eleştiremeyiz, hatta eleştirirsek suçlu oluruz. Bu da demokrasiye aykırıdır.

Bir sonuç daha var. Böyle bir anlayış devlet kavramını da küçültür, zayıflatır. İnsanların kutsiyet atfettikleri devlet kavramı artık sıradan bir kavram hâline gelir, saygınlığını kaybeder.

Öyleyse ikide bir “devlet politikası”, “devlet aklı”, “derin devlet” demeye gerek yoktur. Bir politik görüşü, gidişi kim / kimler ortaya attıysa o politika ona / onlara aittir. Sorumluluğu da olumlu, olumsuz sonuçları da onlara aittir. Tabii ki bu politikalar, bütün vatandaşlar, kurum ve kuruluşlar tarafından da alabildiğine eleştirilebilir. İsteyen bu politikalara taraftar olur, isteyen de karşısında olur. Demokrasi denen rejim de budur. “Hayır bu devlet politikasıdır, eleştiremezsiniz, karşı çıkamazsınız, eleştirirseniz suç olur.” derseniz demokrasiyi rafa kaldırmış olursunuz.

Belli politikalara “devlet politikası” diyenlere karşı her vatandaşın “Sen devlet misin?” diye sormak hakkı vardır. Ben de soruyorum: Sen devlet misin, siz devlet misiniz?

Lütfen kendinizi devlet yerine koyup devlet kavramını yıpratmayınız. Gazetelerde kalem oynatanlar, ekranlarda yorum yapanlar, lütfen sizler de “devlet aklı, derin devlet” filan diyerek birilerini devlet yerine koyup devlet kavramına zarar vermeyiniz.

Ziyaret -> Toplam : 143,70 M - Bugn : 119220

ulkucudunya@ulkucudunya.com