Ölümcül Dostluk
Deniz Ülke Kaynak 01 Ocak 1970
Ukrayna devlet başkanı Volodimir Zelensky’nin skandallarla dolu ABD ziyaretinin medya yansımalarını görünce Henry Kissinger’ın 1968 yılında Nixon’un başkan seçilmesinin ardından söylediği şu sözler aklıma geldi: “Amerika’nın düşmanı olmak çok tehlikeli olabilir, ama onun dostu olmak ölümcüldür.
Gerçekten de Vietnam’dan, Latin Amerika’ya, Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Afganistan’a uzanan bir siyasi düzlemde, ABD’nin müttefiklerini yarı yolda bırakma geleneğine bakıldığında, onlarla dost olmanın/ olduğunu zannetmenin ne kadar akılsızca bir vehim olduğunu görmek mümkün.
Amerikan dış politika tarzının en önemli özelliği, müttefiklik ilişkisini kendi ulusal çıkarlarını maksimize etmek için olabildiğince kullanmaları ancak çıkar tanımları değiştiği anda ise derhal yeni bir ilişki düzeneğine geçiş yapabilmeleri. Realizm ya da rasyonalite prensibi olarak adlandırdıkları bu esneme kabiliyeti, yıllar içerisinde hem ikili ilişkilerinde hem de Birleşmiş Milletler, NATO, NAFTA vs. gibi uluslararası kurumlardaki tutumlarında beklenmedik U dönüşleriyle karakterize ediliyor.
George Washington’un 1796’da söylediği şu sözler bugün bile geçerliliğini koruyan Amerikan dış politika geleneğinin tam tarifi: “Bizim gerçek politikamız dış dünyanın neresiyle olursa olsun kalıcı ittifaklardan kaçınmak olmalı”. Yani her müttefikin bilmesi gereken altın kural ABD ile dansa kalkıldığında pistin ortasında aniden yapayalnız kalmayı da göze alma zorunluluğu.
Oval ofis zorbaları
Zelensky’nin Oval ofisteki çaresizliği ve çevresini saran zorbalar karşısında durumu idare etmeye çalışan hali dünya kamuoyunda belirgin bir acıma ve öfke duygusu yarattı. Zira her sıradan insan gücün karşısında ezilmenin nasıl bir travma olduğunu bilir ve ezilene karşı empati duyması da güçlü taraftan daha kolaydır. Amerikan okul filmlerinde arkadaşlarına zorbalık yapan sarışın, beyaz tenli ve iyi beslenmiş çocukların genelde ona yalakalık yapan bir çeteleri de bulunur. Başkan yardımcısı J.D.Vance ve bazı kabine üyelerinin medyanın gözleri önünde Zelensky’nin kıyafetinden başlayarak genişlettikleri eleştiri bombardımanı Ukrayna’nın tüm halkına yönelik bir aşağılama noktasına kadar gidince, o filmlerin senaristlerinin Amerikan sosyolojisini ne kadar iyi tanıdığını kolayca anladık.
Karşılarında bir devlet başkanı olduğunu hiç önemsemeden parmak sallayarak bir çocuk gibi azarladıkları Zelensky’e “bize teşekkür bile etmedin; bize ne hissedeceğimizi dikte edemezsin, biz olmadan kazanamazsın” gibi sözler söyledikten sonra hiçbir anlaşma yapmadan “Beyaz Saray’dan ayrılmasını istemeleri” ise bir tür diplomatik magandalık örneği olarak derslerde yıllarca anlatılabilir nitelikte. Trump’ın artık bir kişisel stile dönüştürdüğü kabalığını Zelensky’den Biden’a da sektirerek kendisinden önceki başkanı Ukrayna’ya verdiği 350 milyar dolar yardım nedeniyle aptallıkla suçlamayı ihmal etmediğini de atlamayalım.
Ukrayna’nın hali pür melali
Kanımca Zelensky’nin halinden daha acınası olan Ukrayna halkının derin çaresizliği ve yası. Bir yandan kendi seçtikleri bir liderin siyasi tercihlerinin ağır sonuçlarını yaşıyorlar, diğer yandan tüm direnişlerine rağmen ülkelerinin ve onurlarının paramparça edilmesine katlanmak durumundalar.
Karadeniz jeopolitiği açısından çok önemli olan Kırım’ı ve o bölgeyi Rusya anakarasına bağlayan en değerli toprak alanlarını Rusya’ya kaptırdıkları gibi, şimdi de ABD yönetimi ile nadir toprak elementleri konusunda milyarlarca dolarlık bir antlaşma yaparak toprak altı zenginliklerini kaybetmek üzereler. Fransa yönetimi de kalan nadir toprak elementlerini kendi savunma sanayisinde kullanmak için ABD’lilerle yarış halinde.
Herkes Ukrayna’nın neyi var neyi yoksa kapış kapış toplama derdinde. Kahraman Zelensky’e para gönderiyor ve Rus ayısını durdurmak için Ukrayna topraklarını ve halkını kalkan olarak kullanıyorlar. Yitirdikleri yüzbinlerce canın ve topraklarının %20’sinin karşılığında ellerine ne geçti derseniz, özellikle liberal çevrelerde ve Batı Avrupa cenahında bir kahraman olarak kabul edilen bir devlet başkanları var.
Üstelik bütün bunlara sebep olan esas konu ise çoktan kapandı. Ukrayna’nın NATO’ya alınması artık bir başka bahara kalmış durumda. Avrupa’nın kahraman şövalyesi, komedyen ve devlet başkanı Zelensky ise Paris’te eşiyle lüks alışverişine devam edebilir; çünkü Manhattan caddeleri kendisine kapandı. ABD, bir dostunu daha uçağına almadan havalandı.
Özgün bir medya aracı olmanın dışında zamanının çok daha ötesinde bir vizyonun temsilcisi olan ve hem okurları hem de yazarları açısından bir okul niteliğini taşıyan DÜNYA gazetesinin 45. yaşı kutlu olsun. Latince “nomen est omen” diye bir ifade vardır; Türkçe’ye “ismi ile müsemma” olarak çevirebiliriz. DÜNYA gazetesi de ismi üstünde artık gelenekselleşmiş bir marka. Nice yıllara.
https://www.dunya.com/kose-yazisi/olumcul-dostluk/766600